H etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
H etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2026 Cuma

BİR KELİME = HÖDÜK




Hödük : 1. (sıfat, argo) Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse).

"Bazısı zarif ve gösterişli insanlar gibi hazır ve yerli yerinde duruyor, bazısı hödük insanlar gibi küt bir eda ile kalıyordu." - Abdülhak Şinasi Hisar

2. (sıfat, argo, ağızlardan) Korkak, ürkek (kimse).

* * * * *

Kelime Kökeni :

Bu sözcüğün kökeni belirsizdir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“kabalık” [Lugat-i Halimi, 1477]
ḫedūk [Fa.]: Oldur ki Türk dilinde hüdük dėrler. Bir kişi yoldaşını üşendürse baŋa hüdük vėrme dėr.

[Deşişî Mehmed Ef., Et-Tuhfetu's-Seniyye, 1580]
Türkīde bir kimse yoldaşını üşendirse 'baŋa hödük virme' dir

“kaba” [Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
hödük هودوك: Kaba, ahmak, gabî, köylü, ümmî, rustâî.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, dictionary.langeek.co' dan alıntıdır.



24 Temmuz 2026 Cuma

BİR KELİME = HÖYÜK




Höyük : 1. (isim) Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe.

2. (isim) Toprak yığını, küçük tepe.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Eski Türkçe (yalnız Oğuzca) öyük “yığma tepe, tümsek” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe tanıksız veya yeniden kurulmuş *örük biçiminden evrilmiştir. Eski Türkçe biçim Eski Türkçe ör- “yığmak, yükseltmek” fiilinden Eski Türkçe +Uk ekiyle türetilmiştir.

Ek açıklama : Anadolu ağızlarında höy-/hüy- “yığmak” fiiline ender olarak rastlanır. Ahmet Dinç, Türkçe’nin Kayıp Kelimeleri 273.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Eski Türkçe (yalnız Oğuzca) [Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
öyük [[yüksekçe olan her yer, mesela tepecik - Oğuzca]]

Türkiye Türkçesi [Şeyh Elvan Şirazî, Gülşen-i Raz terc., 1426]
düz yére inesin sen üyükden.

Türkiye Türkçesi [Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
öyük: tümsek, yapma tepe.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



13 Şubat 2026 Cuma

BİR KELİME = HALEF




Halef : (isim, Arapça) Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl, selef karşıtı.

"Yavuz Sultan Selim' in halefi, Kanuni Sultan Süleyman' dır."

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Halef selef : (sıfat) Biri ötekinin makamını alan.

Hayrulhalef : (isim, eskimiş, Arapça) Hayırlı çocuk, hayırlı evlat.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça χlf kökünden gelen χalaf خَلَف “birinin ardından gelen veya yerine geçen, ardıl” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça χalafa 1." (birinin) yerine geçti, ardından geldi, 2. birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü” fiilinin faˁal vezninde sıfatıdır. Arapça fiil Aramice-Süryanice χālaf חָלַף “1. geçme, 2. yerine geçme, mübadele etme” sözcüğü ile eş kökenlidir.

Ek açıklama : Arapça χlf fiilinin anlam gelişmesi, “geçmek” > “yerine geçmek” > “ardından konuşmak, muhalefet etmek” şeklindedir. Aramicede aynı fiil “geçmek” > “yerine geçmek” > “mübadele etmek, alıp satmak” şeklinde evrilmiştir.

İlintili kelimeler : halife (hilafet, kalfa), hilaf (muhalefet), ihtilaf (muhtelif)

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
χalef-i χılāfet-şiˁār




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




9 Aralık 2025 Salı

BİR KELİME = HABİTAT




Habitat : (İngilizce) 1. (isim) Yerleşme, oturma.

"Mesela yaşıtı olan ve aynı periferide, aynı habitatta yetiştiği amcasının oğlu, gidip altına bir araba çekmiş. Bu çekememiş." - Mustafa Karnas

2. (isim) Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt.


* * * * *

Kelime Kökeni :

İngilizce habitat “yaşanılan yer, çevre, ortam” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince habitatus “alışıldık, mutat, evcil” sözcüğünden alıntıdır. Latince sözcük Latince habitare “ikamet etmek, alışmak” fiilinden +()t° ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Latince habēre, habit- “sahip olmak, elde etmek, almak” fiilinin isimden türetilmiş fiilidir. Latince fiil Hintavrupa Anadili yazılı örneği bulunmayan *gʰh̥₁bʰ-éh₁-i̯e- (*gʰabʰ-ḗ-i̯e-) biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadili yazılı örneği bulunmayan *gʰeh₁bʰ- (*gʰēbʰ-) “almak, vermek” kökünden türetilmiştir.

Ek açıklama : Aynı Hintavrupa Anadili kökten Latince habilis > İngilizce able “alışık”, Latince habitus > İngilizce habit “alışkanlık”, Latince debitus > İngilizce debt, due, duty “alınmış şey, borç” ve tam aksi anlamda İngilizce give, Almanca geben “vermek”.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Ekşi Sözlük, 2001]
habitat: bir canlının diğer canlılar ile kurduğu yaşam alanıdır.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, cartoondealer.com' dan alıntıdır.





25 Kasım 2025 Salı

BİR KELİME = HABASET




Habaset : (Arapça) 1. (isim) ► Kötülük.

2. (isim, eskimiş) ► Alçaklık.

"Senin ne habasetlere kadir olduğunu ben bilirim." - Reşat Nuri Güntekin


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça χbs̠ kökünden gelen χabās̠a(t) خباثة “kötülük, habis olma” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça χabus̠a خَبُثَ “kötü idi” fiilinin faˁāla(t) vezninde masdarıdır.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
χabāṣet-i bātınesi [içinin kötülüğü]

[Mustafa Âlî, Künhi'l Ahbar, 1599]
χabāṣetiyie iki kavm olupdurur mümtāz / Birisi tāyife-i Çebnidür anuŋ, biri Lāz






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.




21 Kasım 2025 Cuma

BİR KELİME = HAMASET




Hamaset : (Arapça) 1. (isim, eskimiş) Yiğitlik, kahramanlık, cesaret.

"Bir hamaset destanı."

2. (isim, eskimiş) Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım.


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça ḥms kökünden gelen ḥamāsa(t) حماسة “(dinde ve kavgada) şeci ve cesur olma, fanatizm” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ḥamisa حمس “şeci ve tavizsiz idi” fiilinin faˁāla(t) vezninde masdarıdır.

Benzer sözcükler : hamasi

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Meninski, Thesaurus, 1680]
hamāset: Vehementem & constantem esse (in religione).






{ಠ,ಠ} 
|)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



17 Ekim 2025 Cuma

BİR KELİME = HODBİN



 
Hodbin : (sıfat, eskimiş, Farsça) ► Bencil.

"Behiç yalancı, sahtekâr, hodbin ve nankördü fakat sevimliydi." - Peyami Safa

* * * * *

Kelime Kökeni :

Farsça χod bīn  “«kendine bakan», bencil” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Farsça χod “kendi” ve Farsça bīn “gören, bakan” sözcüklerinin bileşiğidir.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
anda kim zenlik kumaşı key geçe / yoχsa χoḏbīnliği almazlar hīçe 
[orada kadınlık kumaşı kıymetlidir, yoksa bencilliğe kimse değer vermezdi]

[anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
biŋ dürli nāza ve χodbīnliğe meşġūl bir ay gibi kız ayağın ovar





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-






not : gif, tenor.com' dan alıntıdır.






30 Ekim 2024 Çarşamba

BİR KELİME = HÜSNÜZAN






Hüsnüzan : (isim, Arapça) İyi niyet.

"Kalbini defalarca kırmış olsalar da sen onlara suizan değil hüsnüzan etmelisin."


(İyi niyet : Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe; sağistem, hüsnüniyet, hüsnüzan.)
      



Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Hüsnüzan etmek : İyi niyet beslemek.



Kelime Kökeni :

Arapça ḥsn kökünden gelen ḥusn حسن  "güzellik, iyilik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça ẓnn kökünden gelen ẓann ظنّ  "sanı" sözcüğünden alıntıdır. 





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not:  fotoğraf, www.goodwillcardonation.org dan alıntıdır.
      






16 Ekim 2024 Çarşamba

BİR KELİME = HEYULA






Heyula : (isim, Arapça) Korkunç hayal.

      "Sessiz nöbetçilerde heyula dolaşmada / Her yerde bir kederli muamma dolaşmada" - İbrahim Alâeddin Gövsa



******


Birleşik fiil veya kalıp söz olarak kullanımı :

Heyula gibi : Pek iri, iri yarı.


******

Kelimenin Kökeni :

Arapça hayūlāˀ هيولاء  "şekilsiz madde, felsefede materia" sözcüğünden alıntıdır. Sözcük, Eski Yunanca ʰylē ὑλη  "1. tahta, ağaç, 2. hammadde, Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde, materia" sözcüğünden alıntıdır.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: görsel, stormfront.org dan alıntıdır.





20 Mart 2024 Çarşamba

BİR KELİME = HELÂL





Helâl : (Arapça) 

1. (sıfat, din bilimi) Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı.

2. (sıfat) Kurallara, geleneklere uygun.

3. (zarf) Kurallara, geleneklere uygun olarak.
      Helal kazanılmış para.

4. (isim, mecaz) Nikâhlı eş.

5. (ünlem) Bir durumun beğenildiğini göstermek için “bravo, aferin” anlamında kullanılan bir söz.



Deyim, Birleşik Fiil ve Kalıp Söz şeklinde kullanımı :

Helal etmek : Üzerinde hiçbir hak iddia etmeksizin bağışlamak.

      Alacağımı sana helal ediyorum.


Helal olmak : Yapılmasında veya kullanılmasında dinen sakınca bulunmamak, uygun ve yerinde olmak.

      "Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal." - Mehmet Akif Ersoy


Helal olsun : 1. Bir hizmet veya özverinin istenilerek yapıldığını ve takdir edildiğini göstermek için kullanılan bir söz.

      "Yol güzel, tarlalar cömert / Helal olsun yol parası" - Bedri Rahmi Eyüboğlu

2. "Hakkımı helal ediyorum" anlamında kullanılan bir söz.

3. Bir davranış karşısında sitemle söylenen bir söz.

      "Helal olsun, bunu senden beklemezdim."


Helal süt emmek : Doğruluktan ayrılmamak.

      "Helal süt emmiş, dürüst, temiz, çalışkan bir mühendis bulalım." - Ayşe Kulin



Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Helalühoş : (sıfat, Arapça ḥalāl + Farsça ḫoş) Yapılmış bir iyilikten, yardımdan söz edilirken buna pişman olunmadığını anlatmak için söylenen helalühoş olsun cümlesinde geçen bir söz.

Helalzade : (Arapça ḥalāl + Farsça zāde)

1. (isim, eskimiş) Nikâhlı bir ana ve babadan doğmuş kimse.

2. (isim, eskimiş, mecaz) Doğruluktan ayrılmayan, helal süt emmiş kimse.



Kelimenin Kökeni :

Arapça ḥll kökünden gelen ḥalāl  "izinli olan, dinen yasak olmayan" sözcüğünden alıntıdır. Sözcük, Arapça ḥalla  "çözdü, izin verdi" fiilinin masdarıdır. 







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-







not: kullanılan gif, gifer.com' dan alıntıdır.





13 Mart 2024 Çarşamba

BİR KELİME = HALEL







Halel : (isim, eskimiş, Arapça) Bozukluk.
(Bozuk olma durumu; ayıp, halel, kusur, özür, defo, fesat, illet, sakamet, sekte.)



Birleşik Fiil ve Kalıp Söz olarak kullanımı aşağıdaki gibidir:

Halel gelmek : Bozulmak, zarara uğramak.

      "İsterdim ki saçlarının rengine, dişlerinin parıltısına ve gözlerinin güzelliğine halel gelmemiş olsun." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu


Halel getirmek : Zarar vermek.

      "Son nefesine kadar devlet adamı saygınlığına halel getirmeyen böyle bir metanet örneği olmuştu." - Haldun Taner


Halel vermek : Bozmak, sarsmak.

      "Yeni mahalleler ayrı yerlerde şehrin tarihî kıymetine halel vermemek üzere inşa olunmaktadır." - Falih Rıfkı Atay



Kelime Kökeni :

Arapça χll kökünden gelen χalal, 1. bozma, yırtma, delme, 2. bozukluk, hasar, yırtık sözcüğünden alıntıdır.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: kullanılan gif, gifer.com dan alıntıdır.




13 Eylül 2023 Çarşamba

BİR KELİME = HAZAN






Hazan : (isim, Farsça) Sonbahar.

      "Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda." - Mehmet Akif Ersoy




Kelimenin kökeni :


Farsça χazān "sonbahar" sözcüğünden alıntıdır. 
 Bir başka anlamı da, İbranice χazzān a) Tapınak görevlisi. b) Sinagogda ilahi okumakla görevli kişi, kantor sözcüğünden alıntıdır. İbranice sözcük Akatça (Babil ve Asur dillerinde) χazānu "kent yöneticisi" sözcüğünden alıntıdır.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: kullanılan gif, internetten alıntıdır.






10 Nisan 2023 Pazartesi

BİR KELİME = HABİS








Habis : (Arapça) 1. (sıfat, eskimiş) Kötü, alçak, soysuz (kimse).

2. (sıfat, eskimiş) Kötücül (hastalık veya ur).

"Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur." - Refik Halit Karay

3. (sıfat, eskimiş, mecaz) Kötü, uğursuz.

"Derhal içinden tövbe edip zihninden kışkışladı bu habis fikirleri." - Elif Şafak



Kelime Kökeni :

Arapça χbs̠ kökünden gelen χabīs̠ "kötü niyetli, kötü huylu" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça χabus̠a "kötü idi" fiilinin sıfatıdır.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, pinterestten alıntıdır.





12 Temmuz 2022 Salı

BİR KELİME = HARCIÂLEM








Harcıâlem : (Arapça) 1. (sıfat) Herkesin alabileceği, herkesin kullanabileceği, herkesin işine yarayan, her keseye uygun.

"Pamuklu kumaş harcıâlemdir."

2. (sıfat) Hiçbir özelliği olmayan, yeniliği olmayan, basmakalıp.

"O mesleğe girenleri hırpalamak, gülünçleştirmek, karalamak gibi kolay ve harcıâlem eğilime kapılmak çok sakıncalı bir tutumdur." - Haldun Taner



Kelimenin birleşik fiil olarak kullanımı da mevcuttur : 

Harcıâlem olmak : Çok tanınmak, yaygın olarak bilinmek.

"Burada artık bütün dünyaca harcıâlem olacak kadar tanınmaya yüz tutmuş Ömer Hayyam' ı tanıtmaya başlamıştı." - Osman Cemal Kaygılı






Kelime, blogger Müfred tarafından önerilmiştir. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ederim.








{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-




not: gif, buradan alıntıdır.





14 Haziran 2022 Salı

BİR KELİME = HASLET










Haslet : (isim, Arapça) İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy.

"Yıllar içinde bazı hasletlerimizi kaybettik."






(Yurtdışında olacağımdan yorumlarınızı geç yanıtlayabilirim. Şimdiden af'ola.)








{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-





not: kullanılan gif buradan alıntıdır.​






2 Mayıs 2022 Pazartesi

BİR KELİME = HUDAYİNABİT








Hudayinabit : (Farsça huday + Arapça i - nabit) 

1. (sıfat, bitki bilimi) Kendiliğinden yetişen (bitki).
2. (sıfat, mecaz) Başıboş büyümüş (kimse).
3. (sıfat, mecaz) Eğitim görmemiş, kendi kendini yetiştirmiş (kimse).

"Peyami Safa, hudayinabit bir kalem erbabıdır."




Bu kelime Deeptone tarafından, Leylak Dalı' nın bloğunda görülüp önerilmiştir. Kendilerine katkılarından dolayı teşekkür ederim.



Hepinize iyi bayramlar 🍬







{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-





not: gif buradan alıntıdır. 





10 Ocak 2022 Pazartesi

BİR KELİME = HAVARİ










Havari : (Arapça) 1. (isim) Yardımcı.

2. (isim, din bilgisi) Hz. İsa' nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri.

3. (isim, mecaz) Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse.




(Kelime, blogger SzgnBsl tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim.)








{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: fotoğraf buradan alıntıdır.




23 Aralık 2021 Perşembe

BİR KELİME = HASBELKADER










Hasbelkader : (Arapça) 1. (zarf) Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen.

"Hiçbir vasfı olmamasına rağmen hasbelkader müdür oldu."


2. (zarf) Yazgıdan dolayı.

"O kazadan sonra hasbelkader hayatta kaldı."



Bu kelime Arapça kökenli haseb kelimesi ile kader kelimesinin birleşimiyle oluşmuştur.



(Bu kelime bloger Kaystros Tyrha tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim.)










{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: kullanılan gif buradan alıntıdır.




6 Aralık 2021 Pazartesi

BİR KELİME = HEDER











Heder : (isim, Arapça) Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.



Kelimenin birleşik fiil halinde kullanımları da mevcuttur:

Heder etmek : Boşuna harcamak, ziyan etmek.

"Senin yoluna gençliğimi heder ettikten sonra, gene orada, o düşmüş şehirde, senin hasretinle yanan ben değil miydim?" - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Heder olmak : Boşa gitmek, boşuna geçmek.

"Hayır işlemeden geçen günü heder olmuş addederek bayağı canı sıkılır." - Ercüment Ekrem Tâlu



(Bu kelime blogger Yıldız' ın önerisi olarak yayına alınmıştır. Katkısından dolayı kendisine teşekkür ederim.)







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: kullanılan gif buradan alıntıdır.




7 Haziran 2021 Pazartesi

BİR KELİME = HEMHÂL



Hemhâl olacağınız bir müzik de eşlik etmekte :)










Hemhâl : (sıfat, Farsça hem, Arapça hâl) Aynı durumda olan

"Bu hususta birçok İsviçreliyi kendimle hemhâl bulmuşumdur." 
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu


Birleşik fiil olarak kullanımı da şu şekilde:

Hemhâl olmak : Bütünleşmek, birliktelik özelliği göstermek.

"Çiçeklerle hemhâl olmuş, güya yumuşayarak çadırlar gibi yamru yumru kalmış duvarlar." - Abdülhak Şinasi Hisar






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: kullanılan gif buradan alıntıdır.​