14 Ağustos 2026 Cuma

BİR KELİME = NAŞAD




Naşad : (sıfat, eskimiş, Farsça) Üzüntülü, kederli, mahzun.

"Güya bir yoksul şimdi kâm almış, bir daüssılalı muhat edindiği toprağa ermiş, bir müfrit rahata kavuşmuş, bir naşad şimdi şad olmuştu!.." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Naşad olmak : Üzülmek, kederlenmek.

* * * * *

Kelime Kökeni : (na)

Farsça nā- نا- “olumsuzluk ve yoksunluk öneki” bileşeninden alıntıdır. Bu bileşen Eski Farsça ve Orta Farsça an veya na “olumsuzluk ve yoksunluk edatı” bileşeninden evrilmiştir. Eski Farsça ve Orta Farsça bileşen Hintavrupa Anadili aynı anlama gelen tanıksız veya yeniden kurulmuş *né biçiminden evrilmiştir.


Kelime Kökeni : (şad)

Farsça ve Orta Farsça şād شاد “huzurlu, dingin, mutlu” sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: D. N. MacKenzie, A Concise Pahlavi Dictionary 78) Bu sözcük Eski Farsça aynı anlama gelen şiyāta- sözcüğünden evrilmiştir. Eski Farsça sözcük Hintavrupa Anadili aynı anlama gelen tanıksız veya yeniden kurulmuş *kʷi̯ē-to-s biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadili tanıksız veya yeniden kurulmuş *kʷi̯eh₁- (*kʷi̯ē-) “dinmek, dinlenmek, istirahat etmek” kökünden türetilmiştir.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



10 Ağustos 2026 Pazartesi

BİR KELİME = ASARIATİKA






Asarıatika : (isim, eskimiş, Arapça) ► Eski eserler.

"Hamdi, İstanbul’da bir müddet Amerikalı asarıatika âlimlerinin yanında çalışmış." - Kemal Tahir

* * * * *

Kelime Kökeni : (Asar)

Arapça √ˀs̱r kökünden gelen ās̱ār آثار “eserler, izler, belirtiler” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça tekil ˀas̱ar أثر “eser, iz” sözcüğünün afˁāl vezninde çoğuludur.

Ek açıklama : Yer adlarında asar genellikle ‘hisar’ anlamındadır. Yerel ağızlarda “harabelik, ören yeri” anlamında asarlık kullanılır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin özgün adı Asar-ı Atika Müzesi’dir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
şek degül ās̠ār-ı raḥmet bī-gümān [şüphe yok rahmet belirtileri]

[Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan terc., 1429]
ululuk ās̠ārı sīmāsında bellü-y-idi.

Türevler, bileşikler, deyimler :

asarı atika: “eski eser, antika” [Ceride-i Havadis - gazete, 1860]
bir mikdar Yunan meskûkatile diger bazı asar-ı atika bulunmuşdur

* * * * *

Kelime Kökeni : (Atik)

Arapça √ˁtḳ kökünden gelen ˁatīḳ عتيق “1. eski, 2. sabık, azatlı köle” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ˁatiḳa عتق “1. eskidi, yaşlandı, 2. (köle) azat edildi” fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“eski” [Ömer L. Barkan, Osmanlı İmparatorluğunda Zirai Ekonomi..., 1574]
Karye-i mezbûre defter-i ˁatīḳda [adı geçen köy eski defterde] iki bölük oturub

Türevler, bileşikler, deyimler :

ahdi atik: “«eski anlaşma», Yahudi kutsal kitabı” [Ali Bey, Kitab-ı Mukaddes terc., 1665]
Kitab-ı Mukaddes, yani Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedid





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.