26 Ekim 2026 Pazartesi

BİR KELİME = TEREKE




Tereke : (isim, hukuk, Arapça)  ► (*) Miras.

"Hâlâ eski zenginliğinin hasedini üstüne çeker ve eski terekelerinin veraset vergilerini öder." — Burhan Felek

~ ~ ~ ~ ~

(*) Miras : (isim, Arapça) 1. (Hukuk) Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet. ≈ kalıt, bırakıt, tereke

2. (Mecaz) Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.

3. (Mecaz) Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey.

"Hatta bazıları mesleğin püf noktalarını anlatan kitaplar yazıp tecrübelerini gelecek nesillere miras bırakmışlardı." — İhsan Oktay Anar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça √trk kökünden gelen tarika(t) تَرِكَة “bırakılmış şey, miras” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça taraka تَرَكَ “bıraktı” fiilinin faˁila(t) vezninde ism-i merresidir.

('terk' kelimesi de aynı kökten gelmektedir.) 

Ek açıklama : Güncel kullanımda sadece “ölmüş kişiden kalan mal varlığı” anlamında. 


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[anon., Kitâb Fi'l-Fıkh Bi'l-Lisâni't-Türkî, 1421 yılından önce]
ol hatunuŋ eri kelse ol hatunun terikesinden mirası izdese

[Meninski, Thesaurus, 1680]
terike: Res relicta, haereditas

[Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
terike (ra'nın fethasile galatdır)



Kelime, Recep Altun' un önerisi olarak yayına alınmıştır. Teşekkürlerimle.



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



23 Ekim 2026 Cuma

BİR KELİME = RAMAK





Ramak : (isim, Arapça) "Bir şeyin olmasına çok az kalmak" anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer.

"Gerçekten deli olmama ramak kalmıştı." — Ahmet Midhat Efendi

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça √rmḳ kökünden gelen ramaḳ رمق “ölümden önceki son yaşam belirtisi, bakış” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ramaḳa رمق “baktı, göz attı” fiilinin faˁal veznidir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
Kızuŋ kalmış idi cānından ramaḳ

[Fahrî, Hüsrev ü Şirin terc., 1367]
cānumdan ḳalan ancaḳ bir ramaḳdur



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



19 Ekim 2026 Pazartesi

BİR KELİME = VASİ/VÂSİ




Vasi (1) : (Arapça) 1. (isim) Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse.

"Garson, para kıymeti bilmediğim için bana karşı bir vasi tavrı takınıyor." - Reşat Nuri Güntekin

2. (isim) Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.

~ ~ ~ ~

Vâsi (2) : (Arapça) 1. (sıfat, eskimiş) ► Geniş.

2. (sıfat, eskimiş) ► Engin (*)


(*) Engin : (sıfat) Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş; vâsi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Vasi (1) : Arapça √wṣy kökünden gelen waṣiy وَصِيّ “görevlendirilmiş kimse, İslam hukukunda vasiyetle tayin edilen sorumlu” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waṣā وَصا “öğütledi, ısmarladı” fiilinin sıfatıdır.

(Daha fazla bilgi için vasiyet kelimesini inceleyebilirsiniz.) 

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., 1300]
vaṣī dikti aŋa malında

~ ~ ~ ~

Vasi (2) : Arapça √wsˁ kökünden gelen wāsiˁ واسع “geniş, bol” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça wasuˁa وسع “enli ve geniş idi, yayıldı, yer kapladı” fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatıdır.

(Daha fazla bilgi için vüsat kelimesini inceleyebilirsiniz.)

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Ahterî-i Kebir, 1545]
Şefellec (Ar.): burun delikleri büyük ve dudakları yumru ve galiz ve sarkık er ve ferci vasiˁ avrat




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.