19 Ekim 2026 Pazartesi

BİR KELİME = VASİ/VÂSİ




Vasi (1) : (Arapça) 1. (isim) Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse.

"Garson, para kıymeti bilmediğim için bana karşı bir vasi tavrı takınıyor." - Reşat Nuri Güntekin

2. (isim) Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.

~ ~ ~ ~

Vâsi (2) : (Arapça) 1. (sıfat, eskimiş) ► Geniş.

2. (sıfat, eskimiş) ► Engin (*)


(*) Engin : (sıfat) Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş; vâsi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Vasi (1) : Arapça √wṣy kökünden gelen waṣiy وَصِيّ “görevlendirilmiş kimse, İslam hukukunda vasiyetle tayin edilen sorumlu” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waṣā وَصا “öğütledi, ısmarladı” fiilinin sıfatıdır.

(Daha fazla bilgi için vasiyet kelimesini inceleyebilirsiniz.) 

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., 1300]
vaṣī dikti aŋa malında

~ ~ ~ ~

Vasi (2) : Arapça √wsˁ kökünden gelen wāsiˁ واسع “geniş, bol” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça wasuˁa وسع “enli ve geniş idi, yayıldı, yer kapladı” fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatıdır.

(Daha fazla bilgi için vüsat kelimesini inceleyebilirsiniz.)

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Ahterî-i Kebir, 1545]
Şefellec (Ar.): burun delikleri büyük ve dudakları yumru ve galiz ve sarkık er ve ferci vasiˁ avrat




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



15 Ekim 2026 Perşembe

BİR KELİME = MAVAL




Maval : (isim, argo, Arapça mevvāl) Yalan, uydurma söz.

"Bu sürgünlük mavalı neyin nesi? Aslı astarı var mı?" - Attilâ İlhan

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Maval okumak : Yalan söylemek, yalan söyleyerek oyalamak, masal okumak.

"... kimi hikâyeler anlatıyor ve kimi de maval okuyor gibiydi." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça √mwl kökünden gelen faˁˁāl vezninde meslek adı olan mawwāl موّال “şarkı söyleyerek dolaşan dilenci, dilenci şarkısı” sözcüğünden alıntıdır.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“Arap havası” [Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
darblar idüp el çarparak maval ırlayarak bir hāy-hū ile Alayköşkü dibinden ˁubūr iderler

[A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
maval: Bî-manahu eyzan. 'Martaval' ile aynı manadadır. (...) maval okumak: Yalan söylemek.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



5 Ekim 2026 Pazartesi

BİR KELİME = İCAZET




İcazet : (Arapça) 1. (isim, eskimiş) ► İzin.

2. (isim, eskimiş) ► Onay.

3. (isim, eskimiş) ► Diploma.

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

İcazet almak : 1. İzin, onay almak.

"Bir çift ayakkabı almak için dahi ondan icazet almak zorunda kalıyorum." - Ayşe Kulin

2. Diploma almak.

İcazet vermek : İzin, onay vermek.

"... mutlaka kamçısını kaldırır, bir an havada tutar ve nihayet hayvanların ne başlarına ne sırtlarına değdirmeden bu gezinmenin icazetini verir." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

İcazetname : (Arapça icāzet + Farsça nāme)

1. (isim, eskimiş) Herhangi bir konuda verilen izin belgesi.

2. (isim, eskimiş) Yapılan herhangi bir iş için verilen onay belgesi.

3. (isim, eskimiş) ► Diploma.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça √cwz kökünden gelen icāza(t) إجازة “geçit verme, yol verme, izin” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça cāza جَازَ “geçti” fiilinin ifˁāla(t) vezninde IV. masdarıdır.

(Aynı kökten gelen kelimeler; cevaz, caiz, icazet, mecaz, tecavüz (mütecaviz), tecviz)


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Yunus Emre, Bütün Şiirleri, 1320 yılından önce]
icāzet yok-durur ayrıksı meyle

[Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
dilerven icāzat ola ben kula / ki varmagiçün Çin'e girem yola



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



Kelime, Sayın Recep Altun önerisiyle yayına alınmıştır. Katkıları için teşekkür ederim.




not: görsel, internetten alıntıdır.