13 Mart 2026 Cuma

BİR KELİME = İLTİCA




İltica : (isim, Arapça) ► Sığınma.

* * * * *

Birleşik Fiil, Kalıp Söz şeklinde kullanımı :

İltica etmek : Sığınmak.

"Kovalıyorlarmış, kaçmış, saklanmak için saraya iltica etmek istemiş." - Aka Gündüz

* * * * *

Birleşik Kelime şeklinde kullanımı :

İltica hakkı : (isim, hukuk) ► Sığınma hakkı.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça lcˀ kökünden gelen ilticāˀ اِلتجاء “sığınma” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça lacaˀa لَجَأَ “sığındı” fiilinin iftiˁāl vezninde VIII. masdarıdır.

Benzer sözcükler : ilticacı
Kelime ile alakalı sözcük : mülteci


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Kıpçakça: [Seyf-i Sarayî, Gülistan Tercümesi, 1391]
bir divar kölgesine ilticā kılup [bir duvar gölgesine sığınıp]

ilticacı “mülteci, sığınmacı” [Cumhuriyet - gazete, 1987]
ülkelerinin mülteciler için yaptığı harcamalar, kendi topraklarında ilticacı barındıran yoksul ülkelerin yaptığı harcamalara nazaran devede kulak.






Kelime, değerli blogger Recep Altun tarafından önerilmiştir. Katkılarına teşekkürlerimle,



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



9 Mart 2026 Pazartesi

BİR KELİME = İLTİZAM




İltizam : (Arapça) 1. (isim, eskimiş) Birinin veya bir şeyin tarafını tutma.

2. (isim, eskimiş) Gerekli bulma.

3. (isim, eskimiş)(*) Kesenek.

* * * * *

Birleşik Fiil, Kalıp Söz olarak kullanımı :

İltizam etmek : Keseneğe almak.


(*) Kesenek : Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para, fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça lzm kökünden gelen iltizām اِلتزام “1. sarılma, sarmaşma, 2. bir işi üstlenme, 3. mantıken zorunlu olma, gerekme” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça lazima لزم “sarıldı, ilişik idi, gerekti” fiilinin iftiˁāl vezninde VIII. masdarıdır.
(Aynı kökten gelen kelime lüzum) 

Benzer sözcükler : iltizami


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“üstlenme” [Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
refˁ-i zarār-i ˁām içün zarār-i χāssı iltizām ittiler [kamunun zararını gidermek için özelin zararını üstlendiler]






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



6 Mart 2026 Cuma

BİR KELİME = MÜTEŞEBBİS




Müteşebbis : (isim, Arapça)(*) Girişimci.

"Bu hıyanetin müşterek müteşebbislerine karşı, alınması lazım gelen vaziyet sarihtir." - Atatürk

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça şbs̠ kökünden gelen mutaşabbis̠ متشبّث “yapışan, sarmaşan (özellikle örümcek için kullanılır)” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça şabas̠a شبث “yapıştı, (tırnaklarıyla) tutundu” fiilinin mutafaˁˁil vezninde V. etken fiil sıfatıdır.

Ek açıklama : Fransızca imprésario "tiyatro veya gösteri organizatörü" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük, İtalyanca impresario "her çeşit girişimci, müteşebbis" sözcüğünden alıntıdır.  


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Meninski, Thesaurus, 1680]
müteşebbis: Muhkem yapışüp ilticā idici [sıkı sıkıya yapışıp elden bırakmayan]

Yeni Osmanlıca: “girişken, girişimci” [Tasvir-i Efkâr - gazete, 1864]
hayırhahlık ve vatanperverlik asarından olan şu madde-i nafıanın müteşebbisi olan zevat ez can ü dil tebrik olunur

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
müteşebbis: Yapışıcı sarmaşık.



(*) Girişimci : Üretim için bir işe girişen, kalkışan, ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse.



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




2 Mart 2026 Pazartesi

BİR KELİME = MANİPÜLASYON




Manipülasyon : (Fransızca) 1. (isim)(*) Yönlendirme.

2. (isim) Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme.

3. (isim, ekonomi) Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca manipuler “elle düzenlemek, el aleti kullanmak” fiilinden alıntıdır. Bu fiil Latince manipulus “ele sığan şey” sözcüğünden türetilmiştir. Latince sözcük Latince manus “el” ve Latince plēre “doldurmak” fiillerinin bileşiğidir.

Benzer sözcükler ; maniple, manipülasyon, manipülatif, manipülatör


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
manipülasyon: El ile bazı işler görme. Tütün yapraklarını el ile ayırma. (...) 
manipülatör: [telgraf aleti]

manipülatör “maniple kullanan” [Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Kulağımı göğsüne koyunca telgraf ‘manipülatörü’ gibi onun yüreği bana her şeyi tıkır tıkır söyler.




(*) Yönlendirme : İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.



Kelime, blogger Dada tarafından önerilmiştir. Yayına katkılarından dolayı teşekkürlerimle,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, fixthephoto.com' dan alınmıştır.