K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2026 Pazartesi

BİR KELİME = KADASTRO




Kadastro : (isim, Fransızca) Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülk yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi.

"Kadastro memuru." 
"Kadastro çalışmaları."

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Kadastroya geçmek : Kadastrosu yapılmak.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca cadastre “gayrımenkul ölçüm çizelgesi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük İtalyanca aynı anlama gelen catastico sözcüğünden alıntıdır. İtalyanca sözcük Eski Yunanca katástiχon κατάστιχον “sıralama, cetvel, çizelge” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca stíχos στίχος “satır, sıra, mısra” sözcüğünden kata+ ön ekiyle türetilmiştir. (Bu sözcük Eski Yunanca steíχō στείχω “dizmek, dizilmek, sıralanmak” fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Hintavrupa Anadili aynı anlama gelen tanıksız veya yeniden kurulmuş *stei̯gʰ- biçiminden evrilmiştir.)


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Düstur Tertip I.-IV., 1884]
arazi defatirinin kayıd numarası ve eğer var ise kadastro numarası





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



10 Temmuz 2026 Cuma

BİR KELİME = KONSOLİDE




Konsolide : (sıfat, ekonomi, Fransızca) Vadesi uzatılan (borç).

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Konsolide borç : (isim, ekonomi) Kısa vadeli olarak planlanıp daha sonra orta veya uzun vadeli duruma çevrilen borç.

Konsolide bütçe : (isim, ekonomi) Destekli bütçe.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca consolider, consolidé “sağlamlamak, borcu kefalete bağlamak; kefilli borç, kefilli borç senedi” fiilinden alıntıdır. Bu fiil Latince aynı anlama gelen solidare fiilinden con+ ön ekiyle türetilmiştir. Latince fiil Latince solidus “1. bütün, tam, sağlam, 2. kefilli” sözcüğünün isimden türetilmiş fiilidir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Terakki - gazete, 1869]
Havyar Hanının konsolide kumarcuları tarafından ihtira olunmuş bir şey

Türevler, bileşikler, deyimler :

konsolit [İbrahim Alaettin [Gövsa], Yeni Türk Lugatı, 1930]
Konsolit Esham evrakı.
Diğerleri: konsolidasyon




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



22 Haziran 2026 Pazartesi

BİR KELİME = KARANTİNA





Karantina : (İtalyanca) 1. (isim, tıp) Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi.

"Bandırma'ya ulaştıklarında onları tatsız bir sürpriz bekliyordu, şehirde kolera nedeniyle karantina vardı." - Cahit Uçuk

2. (isim) Eskiden hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.

3. (isim, mecaz) Kontrolden geçirme.

"Tehlikeli bulduğumuz her sözü açığa vurmak için bir karantina devrine tabi tutarız." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Venedikçe cuarantína “Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Venedikçe cuaranta “kırk” sözcüğünden +in° ekiyle türetilmiştir. Venedikçe sözcük Latince aynı anlama gelen quadraginta sözcüğünden alıntıdır.

(Bu kelime Fransızca kökenli kare kelimesi ile ilintilidir.)

Ek açıklama : Karş. İtalyanca quarantena (aynı anlamda). Türkçe telaffuz Venedikçeden alınmıştır.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Yirmisekiz Mehmet Çelebi, Paris Sefaretnamesi, 1721]
Bu eyyām-ı müfarekāta Nazarto'da [Lazaretto'da] karantina taˁbīr iderler.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, Google' dan alıntıdır.



12 Haziran 2026 Cuma

BİR KELİME = KADİM




Kadim : (sıfat, Arapça) Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan; bayrı.

"İki hanım arkadaş rastlaşıyorlar, birbirinden saklısı gizlisi olmayan iki kadim arkadaş." - Aydın Boysan

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Kadim dost : (isim) Eski dost.

Kârıkadim : (isim, Farsça kâr + Arapça kadim) Eski model.

"Büyük sofadaki iki adet kârıkadim boy saati vakit vakit şakrak seslerle harharalı öterdi." - Selim İleri

Kelam-ı Kadim : (isim, özel, din bilimi, Arapça) ► Kur'an.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça √ḳdm kökünden gelen ḳadīm قديم “önce olan, önceki, eski” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ḳadama قَدَمَ “önden gitti, önce idi” fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır.

Bu kelimeyle ilintili olanlar : akdem, ikdam, kadem (kademe), kadmiyum, kıdem, kudüm, takaddüm, takdim (mukaddem, mukaddime)


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
fāni oldı cümle kaldı ol ḳadīm



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, pinterest' ten alıntıdır.



5 Haziran 2026 Cuma

BİR KELİME = KOSTAK




Kostak : 1. (sıfat, ağızlardan) Zarif, kibar, çalımlı, güzel giyinmiş, yakışıklı (erkek).

"Boşa kostaklanma kostak değilsin karam" - Halk türküsü

2. (sıfat, ağızlardan) Yiğit, kabadayı, yürekli.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Farsça gustāχ گستاخ “küstah, mağrur” sözcüğünden alıntı olabilir; ancak bu kesin değildir.

Ek açıklama : Anadolu ağızlarında koska ve kostul “havalı, çalımlı” ve kossak “çiftleşme zamanı gelmiş koyun” sözlerinin bu sözcükle ilgili olup olmadığı belli değildir.



Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Kaygusuz Abdal, 1444 yılından önce]
Bilmeyen eyle sanur ki sözi kostak söylerem

[Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
kostak (Muğla): tenasüplü, biçimli, güzel. (...) kostaklanmak (Niğde): çalım satmak.


* * * * *

Yukardaki açıklamalar yeterli gelmediği için, https://aksozluk.org sayfasında aşağıdaki açıklamaya ulaştım. Bir başka sayfada ise kelimenin kökeninin belirsiz olduğu yazıyordu. TDK Sözlükte de yukardaki açıklamada gördüğünüz üzre kelime kökenine dair herhangi bir detay yoktu.

"Saygı kurallarına uymayan nezaketsiz, cüretkâr, küstah ve kibirli davranan gösterişli kimselerdir. Farsça gustāḥ (=kibirli, nezaketsiz, cüretkâr) sözünden dönüşmüştür. Pehlevice wistāḥ (=kendine güvenen, cesur) kelimesiyle bağlantılıdır. Pehleviceden Ermeniceye de intikal ederek vstaḥ (=yılmaz, cesur) diye telaffuz edilmiş. Bu sözlerin temelinde yaklaşık karşılıklarda kullanılmış olan Avestaca vistāka sözü bulunmaktadır. Zamanla küstah sözü kullanılmakla birlikte, bunun farklı biçimleri de telaffuz edilmiş. Bu açıdan küstah, kustah, kostah, kostak şekilleri yerel ağızlarda görülüyor. Niğde yöresinden derlenen bir oyun havasında “kostak yörü yörü” diye nakarat yapılıyor."





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-


not: görsel, pinterest'ten alıntıdır.



1 Haziran 2026 Pazartesi

BİR KELİME = KLEPTOMANİ




Kleptomani : (isim, tıp, Fransızca) Gerçekte gerek duyulmayan maddeleri çalma dürtüsü.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca klepto+ “hırsızlık [bileşiklerde]” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca kléptēs κλέπτης “hırsız” sözcüğünden türetilmiştir. Eski Yunanca sözcük Hintavrupa Anadili yazılı örneği bulunmayan *klep- “çalmak” biçiminden evrilmiştir. Fransızca manie “delilik, cinnet” sözcüğünden alıntıdır. 


Benzer sözcükler : kleptokrat, kleptoman.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

kleptomani [Ali Seydi, Yeni Türkçe Lugat, Resimli, 1929]
Kleptomani = Hırsızlık iptilâsı, hırsızlık.

kleptoman [Cumhuriyet - gazete, 1930]
mahir bir hareketle makada yanaştı ve 'kleptoman' ızdırabile adeta gayrimeş'ur bir maharetle zarfı aldı.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




13 Nisan 2026 Pazartesi

BİR KELİME = KOLPO




Kolpo : (Rumca) 1. (isim) Bilardo oyununda vuruş.

"Sahiden büyük bir isteksizlikle kaçırdığı kolpoları seyrediyordum." - Orhan Seyfi Orhon

2. (isim) Uygun durum, fırsat.

3. (isim, argo) ► Dalavere.

"Böyle bir kolpoya başlayacak olursam sonuna kadar öylece devam etmek lazımdı." - Refî Cevad Ulunay

* * * * *

Deyim, Birleşik Fiil, Kalıp Söz olarak kullanımı :

Kolpo çekmek (veya yapmak) : İsteka ile bilardo topuna vurmak.

"Güç kolpoları çekerken artık ıslık çalmıyor, isteka tebeşirini ikide bir cebine koymuyor." - Orhan Seyfi Orhon
"Ara sıra beni şaşırtacak kadar mükemmel fantezi kolpolar yapıyordu." - Orhan Seyfi Orhon


Kolpo çevirmek : (argo) Kumpas kurmak.

"Şarika, istediği kadar sırnaşsın, Reyhan dilediği kadar plan kursun, kolpo çevirsin." - Mahmut Yesari

Kolpoya düşmek (veya gelmek) : Oyuna gelmek, tuzağa düşmek.

"Biz vakti zamanında ne tehlikeler atlattık. Kolpoya düşecek değiliz." - Metin Savaş

* * * * *

Kelime Kökeni :

İtalyanca colpo “darbe, çalım, özellikle bilardo darbesi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince colaphus “darbe” sözcüğünden evrilmiştir. Latince sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen kólaphos κόλαφος sözcüğünden alıntıdır.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

kolpo “bilardo vuruşu” [Ahmed Mithat, çeşitli yazıları, 1900 yılından önce]
bilardoda ustalık, hesap ve tahmin ederek çekilen kolpoların

(argo) “fırsat” [Hüseyin Rahmi Gürpınar, Toraman, 1919]
Onun niyeti işi bir kolpasına getirip babasını yine kırk-elli lira vurmaktı.

(argo) “dalavere” [Osman Cemal Kaygılı, Argo Lugatı, 1932]
kolpo: Numara, dalavere, biçimine getirmek.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




5 Ocak 2026 Pazartesi

BİR KELİME = KATASTROF




Katastrof : (Fransızca) 1. (isim) ► Felaket.

2. (isim) ► Doğal afet.

3. (isim) Bir şiir veya tiyatro oyununun sonu.

4. (isim) ► Fiyasko.


* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca catastrophe “felaket” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca katástrophē κατάστροφη “tepetaklak olma, devrilme, kader çarkının aşağı dönmesi” sözcüğünden alıntıdır. Eski Yunanca sözcük Eski Yunanca stréphō στρέφω “dönmek” fiilinin kata+ ön ekiyle fiilden türetilmiş ismidir.

Benzer sözcükler : katastrofal, katastrofik


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Kadro (aylık dergi), 1932]
Bu bir buhran değil, bir 'katastrof'un başlangıcıdır.





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.



23 Aralık 2025 Salı

BİR KELİME = KURDELE




Kurdele : (İtalyanca) 1. (isim) Geniş ipekli şerit.

"Anam ikiz bebe beklemediği için tek bir kırmızı kurdele hazır etmişti beşiğin başına." - Ayşe Kulin

2. (isim) Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş.

* * * * *

Birleşik Fiil, Kalıp Söz olarak kullanımı :

Kurdele kesmek : 1. Tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek.

2. Herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak.
"Nişan töreninde kırmızı kurdele kestik."

Kurdele takmak : İlköğretimde belli bir konudaki başarıyı belirtmek üzere öğrenci giysisinin yakasına renkli, özel bir şerit takmak.

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Kurdele balığı : (isim, hayvan bilimi) Kurdele balığıgillerden, uzun, yassı vücutlu, pulları çok küçük, kuyruk yüzgeci ipliğe benzeyen, kemikli bir Akdeniz balığı; şerit balığı, flandra balığı (Cepola rubescens).

* * * * *

Kelime Kökeni :

İtalyanca cordella “şeritçik” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük İtalyanca corda “ip, şerit” sözcüğünün küçültme halidir.

Ek açıklama : Yunanca κορδέλα (aynı anlamda) İtalyancadan alıntıdır.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
kordela/kurdele قوردله: İt. şerit biçiminde ipek atlas ve canfes tirizi.







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: - blog bir süre yorumlara kapalıdır.
     - görsel, fr.freepik.com' dan alıntıdır.





11 Kasım 2025 Salı

BİR KELİME = KARİNE




Karine : (isim, Arapça) Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan ipucu.

"Karine ile anladığımıza göre işi biz yapacağız."

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Karine ile anmak : Sözün gelişinden çıkarmak.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Karine1

Arapça ḳrn kökünden gelen ḳarīna(t) “1. eş, zevc, 2. eşleşme, mantıki bağlantı, delil” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ḳarana “çift koştu, eşleştirdi” fiilinin faˁīla(t) vezninde sıfatı dişilidir. Arapça fiil Arapça ḳarn “boynuz” sözcüğü ile eş kökenlidir.

Ek açıklama : 1990′larda beliren masumiyet karinesi deyiminde sözcük “varsayım, presumption” anlamında kullanılmıştır.

Benzer sözcükler : masumiyet karinesi

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

[Meninski, Thesaurus, 1680]
ḳarīnet: (...) Conjectura [tahmin, yakınsama]. ḳarīne ile: takrīben. ḳarīne ile aŋlamak: Conjectare, conjecturâ assequi [tahmin etmek, tahminen değerlendirmek]


Karine2

İtalyanca carina “gemi gövdesi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince carina “1. ceviz kabuğu, her çeşit sert kabuk, 2. gemi gövdesi” sözcüğünden evrilmiştir. Latince sözcük Hintavrupa Anadili yazılı örneği bulunmayan *ḱerh₂- (*ḱer-) “sert” biçiminden evrilmiştir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
Beç kapusu tarafı kadırganın başında karinası gibidir.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, tenor.com' dan alıntıdır.




14 Ekim 2025 Salı

BİR KELİME = KORDİPLOMATİK





Kordiplomatik : (isim, Fransızca) Bir ülkede bulunan elçi ve elçilik görevlilerinin topluluğu.

"Kordiplomatik mensupları bazı özel haklardan yararlanır."

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca corps diplomatique “diplomatik zümre” deyiminden alıntıdır. (NOT: Bu deyim Fransızca corps “vücut, beden” sözcüğünden türetilmiştir. Fransızca sözcük Latince corpus, corpor- “vücut, bünye” sözcüğünden evrilmiştir.)


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Mükemmel ve Resimli Adab-ı Muaşeret, 1927]
Fakat kılıç taşıyan zabitler, kor diplomatik قور ديپلوماتيك ilh. kılıçlarını hamil oldukları zaman sağ kollarını takdim etmeye mecburdurlar.

[Cumhuriyet - gazete, 1933]
Tahran'ın maruf ve güzide simaları ile bütün Kordiplomatik çayda hazır bulunmuş




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




25 Ağustos 2025 Pazartesi

BİR KELİME = KOPİL





Kopil : (Rumca)
1. (isim, argo) Arsız sokak çocuğu.

      "Mahallenin kopilleri ellerinde fener, kapı kapı dolaşır para toplarlarmış." - Reşat Enis Aygen

2. (isim, argo) Babası belli olmayan çocuk.


* * * * *


Kelime Kökeni :

Yunanca kopéli, “oğlan çocuğu (argo ve lehçelerde)” sözcüğü ile eş kökenlidir.

Sırpça kopil, Arnavutça kopil (aynı anlamda). Yunanca ve Balkan dillerinde sözcüğün kökeni belirsizdir.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
göbel, kopil : bacaksız velet

“Rum çocuğu” [Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
kopilin biri gürültüye gelmiş ciyak ciyak bağırıyor




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: netfotograf.com dan alıntıdır. (Samet Mercemek)




4 Nisan 2025 Cuma

BİR KELİME = KIRANTA




Kıranta : (İtalyanca) 1. (sıfat) Saçları ağarmaya başlamış (erkek).

      "Yeni şube reisi, kırk beşlik, ellilik, kıranta, ağzı kalabalık bir adam." - Memduh Şevket Esendal

2. (sıfat) İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek).

      "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." - Esat Mahmut Karakurt

3. (sıfat) Kırlaşmış (saç, sakal).

      "Erkek, tıraşı uzamış kıranta saçlı, kırk yaşlarında bir köylüydü." - Reşat Nuri Güntekin

* * * * *

Kelime Kökeni :

İtalyanca grande "büyük, yüce, gösterişli" sözcüğünden alıntı olabilir; ancak bu kesin değildir. İtalyanca sözcük Latince grandis "büyük" sözcüğünden evrilmiştir. 

Latince “grandis” terimi, “büyük” veya “büyüklük” anlamında kullanılan “grandis” kökünden gelmektedir. “Grandis” kelimesinin kökeni, daha eski Hint-Avrupa dillerine kadar uzanmaktadır. Özellikle Latince’de “grandis” kelimesi, bazı dillerde karşılık gelen benzer anlamların bulunduğu eşdeğer kelimelere yol açmıştır. Örneğin, İtalyanca “grande” ve Fransızca “grand” kelimeleri de anlam olarak benzerlik içerir. 





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.​




28 Mart 2025 Cuma

BİR KELİME = KADİT




Kadit : (Arapça) 1. (sıfat) Çok zayıf.

      "Gözlerini kadit elleriyle iyice ovdu." - Ömer Seyfettin

2. (isim) Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.

3. (isim) ► İskelet.

* * * * *

Birleşik Fiil, Kalıp Söz olarak kullanımı :

Kadidi çıkmak : 1. Çok zayıflamak, bir deri bir kemik durumuna gelmek.

      "Sıtmalı arabacıların titredikleri, cılız, kadidi çıkmış öküzlerin iç ezici bir şekilde düşündükleri görülürdü." - Sait Faik Abasıyanık

2. İskeleti görünmek.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça ḳdd kökünden gelen ḳadīd قديد  "ince şerit şeklinde kesilip kurutulmuş et" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳadda قدّ  "şerit şeklinde kesti, dildi" fiilinin sıfatıdır.



Güzel ülkem için aydınlık ve adaletli bayramlar diliyorum.


{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, retrowaste.com' dan alıntıdır.​




18 Mart 2025 Salı

BİR KELİME = KERTERİZ






Kerteriz : (Rumca)
1. (isim, denizcilik) Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme.

2. (isim) Balıkçıların denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları işaretlerin bütünü.

* * * * *

Birleşik Kelime kullanımı :

Kerteriz noktası : (isim, denizcilik) Geminin bulunduğu yeri anlamak için kerteriz almaya yarayan fener kulesi, duba, şamandıra vb.nin harita üzerindeki yeri.

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Kerteriz almak (veya etmek) : Bir yerin hangi yönde veya geminin nerede bulunduğunu pusula ile ölçmek.

"Uzakta, sancak tarafında, kerteriz ettiğimiz fenerin ışığı bir yanıp bir sönüyor." - Zeyyat Selimoğlu

* * * * *

Kelimenin Kökeni :

Yeni Yunanca kartárizo καρτάριζο  "pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek" fiilinden alıntıdır. Yunanca fiil Venedikçe aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *quartarisàr sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Venedikçe quarta "kerte" sözcüğünden türetilmiştir. 



Kerte : İtalyanca quarta "1. çeyrek, 2. pusula kadranının 1/16 dilimini belirtmek için kullanılan söz" sözcüğünden alıntıdır. İtalyanca sözcük Latince quartus "çeyrek" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Latince quatuor, quatr- "dört" sözcüğünden türetilmiştir.




Kelime, Sevgili Mindmills' in sayfasından yayına alınmıştır. Katkılarına teşekkürlerimle,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, eastmarine.com.tr den alınmıştır.




12 Şubat 2025 Çarşamba

BİR KELİME = KEYFEKEDER





Keyfekeder : (sıfat, Arapça) Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen.

"Keyfekeder hareket etmek bazen büyük hatalara yol açabilir." 

"Onun hayatı tamamen keyfekeder bir şekilde ilerliyor, hiçbir planı yok."


* * * * *


Kelime Kökeni :

Keyif : Arapça kyf kökünden gelen kayf ,  "durum, ruh hali, özellikle iyi ruh hali, hoşnutluk" sözcüğünden alıntıdır.

Keder : Arapça kdr kökünden gelen kadar,  "sıkıntı, bunalma" sözcüğünden alıntıdır.


* * * * *

Bu kelime Arapça "keyf" (keyif) ve "kadar" (keder) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur ve kelime anlamı itibariyle "keyfe ve kedere bağlı, önemsenmeden, gelişigüzel, rastgele yapılan" anlamına gelmektedir. Kullanım bağlamına göre anlamı değişmekte. Bazen rahatlık ve özgürlüğü anlatırken, bazen de disiplinsizlik anlamında olumsuz kullanılmakta. Ayrıca kelimenin, keyfekeder satılık, keyfekeder insan gibi kullanımları da mevcut.


Bu kelimeye Sevgili Arpi' nin bloğunda rastladım ve yayına aldım.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, tenor.com dan alıntıdır.





5 Şubat 2025 Çarşamba

BİR KELİME : KAKİSTOKRASİ





Kakistokrasi : 

En niteliksiz vatandaşların, hükümeti oluşturduğu yönetim biçimidir. Kelimenin kullanımı 17. yüzyılın ilk yarısına kadar uzanır. İngiliz yazar Thomas Love Peacock tarafından 1829'da kullanılmıştır ancak 21. yüzyılın başlarında dünyanın çeşitli demokrasilerinde ortaya çıkan popülist hükûmetleri eleştirmek amacıyla kullanımı yaygınlaşmıştır.



Kelime anlamı :

Yunanca kakistos (Grekçe: κάκιστος; en kötü) ve kratos (Grekçe: κράτος; yönetim) kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. En kötü kişilerin yönetimi anlamına gelir.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: kelime bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.
       görsel, listelist.com dan alıntılanmıştır.





4 Eylül 2024 Çarşamba

BİR KELİME = KAZULET






Kazulet : (sıfat) Kocaman. 

(Kelime halk arasında iri yarı, uzun, sevimsiz, kocaman, cüsseli gibi anlamda kullanılmaktadır.)

"Mağaza lüks bir yat gibi cilalanmış ve parlaktı, ince halı üzerinde pek kazulet duran ayakkabılarımız yüzünden, çıkarken onu tekrar boydan boya katetmeye çekiniyorduk." - Louis Ferdinand Celine – Gecenin Sonuna Yolculuk


*******


Kelimenin Kökeni :

Halk arasında yaygın olarak kullanılan kazulet kelimesi, dilimize Arapçadan geçmiştir. Kazurat sözcüğünden türetilmiş olan bu kelimenin anlamı çirkindir. Genellikle davranışları kaba saba olan ve ağır hareket eden hantal insanlar için kullanılan bu sözcük, Türkçe dışında Bulgarca ve Arnavutça gibi Balkan dillerine de geçmiştir.







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.





14 Ağustos 2024 Çarşamba

BİR KELİME = KÂŞANE







Kâşane : (isim, eskimiş, Farsça) Büyük, süslü köşk, saray vb. yapı.

      "Akrabalarıyla kâşaneler kurarak nasıl yerleştikleri hiç kimsenin gözünden kaçmıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu




Kelime Kökeni :

Farsça kāşāne كاشانه  "camlı oda, sırça saray" sözcüğünden alıntıdır.





Bu kelime, Sevgili EkmekciKız' ın bloğundan yayına alınmıştır. Teşekkürlerimle,







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: fotoğraf, internetten alıntıdır.






15 Mayıs 2024 Çarşamba

BİR KELİME = KÜMBET






Kümbet : (Farsça) 1. (isim, mimarlık) Kubbe.

2. (isim) Damı koni veya piramit biçiminde olan, yuvarlak veya köşeli yapı.

"Mezarlığın ortasında altı adet mermer sütunlu harap bir kümbet göze çarpar." - Sermet Muhtar Alus


*********


Kelime Kökeni :

Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) gunbad گنبد  "kubbe, tümsek" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Aramice/Süryanice ḳbb kökünden gelen ḳubbtā קבתא  "kubbe" sözcüğünden alıntıdır. 





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: fotoğraf, pinterest.com dan alıntıdır.