S etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
S etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2026 Pazartesi

BİR KELİME = SKANDAL




Skandal : (isim, Fransızca) Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay.

"Ben evimde skandal istemem demedim mi?" - Peyami Safa

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca scandale “utanacak bir halin ortaya çıkmasından doğan durum, rezalet” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Geç Latince scandalum “şeytanın kurduğu ahlaki tuzak, günah, ayıp” sözcüğünden evrilmiştir. Geç Latince sözcük Eski Yunanca skándalon σκάνδαλον “tuzak, fak” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Hintavrupa Anadili tanıksız veya yeniden kurulmuş *skand- “basmak” biçiminden evrilmiştir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mürebbiye, 1898]
bu şayiât ismetim hakkında büyük bir 'skandal' hükmünü alır




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



3 Temmuz 2026 Cuma

BİR KELİME = SANDVİÇ




Sandviç : (isim, İngilizce) İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek.

"Ben köşedeki büfeden size sandviç getirebilirim." - Peyami Safa

* * * * *

Kelime Kökeni :

İngilizce sandwich “ekmek arası” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük John Montagu, 4th Earl of Sandwich “kumar masasından kalkmadan karnını doyurmasıyla ün kazanan bir İngiliz asılzadesi (1718-1792)” özel isminden türetilmiştir.

Ek açıklama : İngilizce sözcük en erken tarihçi Gibbon’ın 1762 tarihli bir günce kaydında tespit edilmiştir. Sandwich kasabasının adı eski Anglosaksonca “kumköy” anlamına gelir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Cumhuriyet - gazete, 1929]
çok geçmeden tepsi tepsi et suları, sanduviçler geldi





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, Google' dan alıntıdır.



29 Haziran 2026 Pazartesi

BİR KELİME = SUNDURMA




Sundurma : 1. (isim) Sundurmak işi.

2. (isim) Yağmurdan, güneşten korunmak için binaların kapı önlerine veya geçitlerin girişlerine yapılan, arkası duvara verilen, yerle temassız olabileceği gibi sütun, parmaklık vb. ögelerle desteklenebilen çatı.

"Odalarımıza gitmek üzere sundurmadan sofaya geçmeye hazırlandığımız sırada bir haberle karşılaştık." - Reşat Nuri Güntekin

3. (isim, ağızlardan) Evlerin önündeki taşlık.

"Hanın sundurmasına çıktığım zaman yemiş dolu tabaklar dizilmiş masa hazırdı." - Refik Halit Karay

* * * * *

Kelime Kökeni :

Türkiye Türkçesi sundur- “uzatmak” fiilinden Türkiye Türkçesi +mA ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Türkiye Türkçesi sun- “uzanmak” fiilinden Türkiye Türkçesi +tUr- ekiyle türetilmiştir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Türkiye Türkçesi “çatı uzantısı, kapı üstü saçağı” [Lugat-i Ni'metullah, 1541]
ḳābūr [Fa.]: sundurma ki ev önünde olur.

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
ˁilm-i hendese üzre ḫaşebden bir gūne sundurma saçak etmiş [geometri ilmi kullanarak ahşaptan bir çeşit sundurma saçak yapmış]





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



26 Eylül 2025 Cuma

BİR KELİME = SARSAK




Sarsak : 1. (sıfat) Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan (kimse).

2. (sıfat) Değişken, sağlam olmayan.

      "Gittiği yerden habersiz, kendi sarsak ahlak değerlerine bağlı yaşamaktadır." - Selim İleri


* * * * *

Birleşik Kelimeler :

Sarsak sursak : (zarf) Sarsılarak, titreyerek.


* * * * *

Kelime Kökeni :

Türkiye Türkçesi sars- fiilinden Türkiye Türkçesi +(g)Ak ekiyle türetilmiştir. 
Benzer sözcükler, sarsaklık.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
sarsak: Dermansızlıktan raˁşedār olan [titreyen]





Bu kelime blogger Buster tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı teşekkür ederim.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, giphy.com' dan alıntıdır.





18 Eylül 2025 Perşembe

BİR KELİME = SAVSAKLAMAK





Savsaklamak : Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak; sallamak.

      "Baban nüfus kâğıdını çıkartmayı savsaklamış." - Adalet Ağaoğlu

* * * * *

Kelime Kökeni :

Türkiye Türkçesi savsak “başından savan, ihmalci” sözcüğünden Türkiye Türkçesi +lA- ekiyle evrilmiştir. Bu sözcük Türkiye Türkçesi savsa- “savmak istemek” fiilinden Türkiye Türkçesi +Uk ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Türkiye Türkçesi sav- fiilinden Türkiye Türkçesi +sA- ekiyle türetilmiştir.

Benzer sözcük savsak

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Türkiye Türkçesi: savsavla- [Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
bāzār bozulup tavtavlanup savsavlandıkdan soŋra

Türkiye Türkçesi: [Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
savsalamak: Tehir etmek, avutmak, yapmak istememek.

[Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu, 1935]
savsak = İhmalci; savsamak = İhmal etmek





Bu kelime, blogger Buster tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı teşekkür ederim.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





 not: gif, thearmorylife.com' dan alınmıştır.




17 Temmuz 2025 Perşembe

BİR KELİME = SEMAFOR





Semafor : (Fransızca) 
1. (isim) Demir yollarında gündüz mekanik olarak kırmızı bir kolla, gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.

2. (isim) İki gemi veya gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.

* * * * *

Kelime Kökeni : 

Fransızca sémaphore, “denizcilikte flamalarla işaretleşme sistemi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, Eski Yunanca sḗma(t) σήμα “işaret, simge, gösterge” ve Eski Yunanca phóros φόρος “taşıyan” sözcüklerinin bileşiğidir. Bu sözcük Eski Yunanca phérō, phor- φέρω “taşımak, getirmek” sözcüğünden türetilmiştir.

Tespit edilen en eski kaynak : 
“demiryolu sinyali” [Cumhuriyet - gazete, 1929]
"Ekspresin makinisti semaforun yol açık işareti verdiğini söylüyor." 





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, www.hin.be sayfasından alıntıdır.





5 Mart 2025 Çarşamba

BİR KELİME = SOYKA





(Bugün yine tek kelimede, TDK' de kayıtlı iki, halk ağzında ise çeşitli anlamı olan bir kelimeyi inceliyoruz.)


Soyka (I) : (isim, ağızlardan) Ölünün üzerinden çıkan giysi.



Soyka (II) : (isim, hayvan bilimi, Bulgarca) Tüyleri alacalı, bir tür küçük karga.


* * * * *


Kelime Kökeni :

Türkiye Türkçesi soy- fiilinden türetilmiştir.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“giysi” [Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]

"Ki geydükleri soykaları arı / Semiz idi yorga idi atları"

“... ölünün üstünden çıkan giysi” [Türkiye'de Halk Ağızlarından Derleme Sözlüğü, 1930 yılından önce]
soyha, soyka: 1. Ölünün üstünden çıkan giysi. 2. Miras, kalıt.

* * * * *

Araştırmalarıma göre, "gereksiz, bir değeri olmayan eşya" anlamlarına gelen ve daha çok İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde kullanılan bir kelime olduğunu öğrendim. Soyka kelimesinin çeşitli yörelerde birçok anlamı bulunmaktaymış. Bu anlamlar yöreden yöreye farklılık gösteriyor. 

Ölünün üzerinden çıkarılan kıyafetlere “soyka” adı verilirken, işe yaramayan, önem ve değer taşımayan nesne anlamlarında da kullanılıyor, ayrıca erkeklerin cinsel organı olarak da kullanımının yaygın olduğu gözlenirken, Bulgarca olduğu söylenen, tüyleri farklı renklerden meydana gelen bir karga türü olarak kullanılıyormuş. Özellikle İç Anadolu bölgesinde “soykası batasıca” ve “soykası çıksın” gibi deyimlerin içinde kötü anlamlı olarak kullanıldığını öğrendim ki ailemden benzer deyimleri duyduğum için hiç yabancı gelmedi. Son olarak Orhan Kemal' den kelimenin cümle içinde kullanımına bir örnekle yazıyı sonlandırıyorum.

"O sarı sıcaklarda zehirli sıtmaya yakalansa iyi. Anası ana değil ki. Aladağdan serin soyka!" 





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 



not : 1. tdk ve nişanyan sözlüklerden yararlanılmıştır.
        2. görsel pikbest.com dan alıntıdır.





27 Kasım 2024 Çarşamba

BİR KELİME = SEMENDER





Semender : (Farsça) 1. (isim, hayvan bilimi) Semendergillerden, uzun gövdeli, dört bacaklı, kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, birçok türü bulunan bir hayvan, salamandra(*).

2. (isim) Ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan.

      "Köse Vezir, ateş içinde yanmayan bir semender gibi sakindi." - Ömer Seyfettin


_   _   _   _   _


(*) Salamandra : (Fransızca salamandre) 1. (isim, hayvan bilimi) Semender.

2. (isim) Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.

      "Sac sobasından, çinisinden, salamandrasına kadar bu nesneler yaşayışın orta katında oturan insanlara benzerler." - Nâzım Hikmet



* * * * * * *


Kelimenin Kökeni :

Farsça samandar, "ateşten beslendiği söylenen efsane yaratık" sözcüğünden alıntıdır. Sözcük, 'Eski Yunanca' aynı anlama gelen salamándra σαλαμάνδρα  sözcüğü ile eş kökenlidir.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: Görsel, reptichip.com' dan alıntılanmıştır.​






8 Mayıs 2024 Çarşamba

BİR KELİME = SERGERDE






Sergerde : (Farsça) 1. (isim, eskimiş) Elebaşı.

      "Bir sergerde ortaya çıkarak devlete vergi ödemek istemeyenleri bir partide toplamıştır." - Aydın Boysan

2. (isim, eskimiş) Gönüllü askerlerin başı.


**************


Kelime Kökeni :

Farsça sargarde سرگرده  "başı dönmüş, şaşkın" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça sar سر  "baş" ve Farsça gaştan, gard- گشتن, گرد  "dönmek" sözcüklerinin bileşiğidir.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, uludagsozluk.com dan alıntıdır.




18 Ekim 2023 Çarşamba

BİR KELİME = SİTTİNSENE






Sittinsene : (zarf, Arapça) Çok uzun zaman.

"Ben gelmesem sittinsene semtime uğramayacaksın." - Nâzım Hikmet


Kelimenin kökeni:

Sittin: Arapça sittīn  "altmış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sitt  "altı" sözcüğünden türetilmiştir. 

Sene: Arapça snA kökünden gelen sanat "yıl" sözcüğünden alıntıdır. (not: Arapça sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen şnā veya şintā sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük İbranice aynı anlama gelen şānāh sözcüğü ile eş kökenlidir. İbranice sözcük İbranice ve Aramice/Süryanice #şnh  "tekrarlama, dönme, geri gelme" kökünden türetilmiştir. )





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.




13 Mart 2023 Pazartesi

BİR KELİME = SUHULET




Suhulet : (Arapça) 1. (isim, eskimiş) Kolaylık.

2. (isim, eskimiş) Yumuşaklık, naziklik.

3. (isim, eskimiş) Uygun ortam.

"Sıkıntılara karşı uhulet ve suhuletle hareket et."


Uhulet(*) : Sessiz ve sakince.



Kelimenin etimolojisi :

Arapça shl kökünden gelen suhūlat, "1. akıcı ve yumuşak olma, 2. akıcılık, kolaylık, yumuşaklık, nezaket" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça sahila "akıcı ve yumuşak idi, kolay idi" fiilinin masdarıdır.



(*)Suhulet kelimesi, genellikle Uhulet kelimesi ile birlikte kullanılır ancak TDK sözlüğünde "Uhulet" kelimesi bulunmadığından ben kelime anlamını yazıp, yukardaki örnek cümlede de iki kelimeyi birlikte kullandım.








{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: gif, lieo.ru' dan alıntıdır.






6 Şubat 2023 Pazartesi

BİR KELİME = SERENCAM







Serencam : (Farsça) 1. (isim, eskimiş) Bir işin, bir olayın sonu, akıbet.

"Olsun deminiz, olmasın gamınız, hayra dönsün serencamınız." - Yahya Kemal Beyatlı

2. (isim, eskimiş) Başa gelen bir durum veya olay.



Kelime Kökeni : 

Ser ve encam olarak iki ayrı kelime şeklinde incelenmekte.
Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) sar  "baş, kafa" sözcüğünden alıntıdır.

Farsça ancām "son, bitim, nihayet" sözcüğünden alıntıdır. 
Farsça sözcük Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) aynı anlama gelen hancām sözcüğünden evrilmiştir. 
Bu sözcük Orta Farsça hancāftan, hancām- "sona erdirmek, bitirmek, 
tamamlamak" fiilinden türetilmiştir. 






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: kullanılan gif, gifer.com dan alıntıdır.





23 Ocak 2023 Pazartesi

BİR KELİME = SİFTİNMEK









Siftinmek : 1. (nesnesiz, halk ağzında) Oyalanmak, vakit geçirmek.

2. (nesnesiz, halk ağzında) Bir yere sürtünerek kaşınmak.

"Mahallede duvar kenarlarında siftinip pinekleyen uyuz, kör, topal köpeklerden başka kimse yoktur." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu





Kelime, blogger Ephendy tarafından önerilmiştir. Kendisine katkısından dolayı teşekkür ederim.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, gifer.com dan alıntıdır.






18 Mayıs 2022 Çarşamba

BİR KELİME = SELEF








Selef : (isim, Arapça) Bir görevde, meslekte kendinden önce bulunan ve yerine geçilen kimse, öncel, halef karşıtı.

"Selefleri bu yolda bir sürü tedbir almışlar fakat tam muvaffak olamamışlardır." - Necip Fazıl Kısakürek


Birleşik kelime olarak kullanımı da mevcuttur: 

Halef selef : (sıfat) Biri ötekinin makamını alan.


Birleşik fiil olarak kullanımı da aşağıdaki gibidir:

Halef selef olmak : Biri ötekinin makamını almak, yerine geçmek.











{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-






not: kullanılan görsel internetten alıntıdır.







23 Mart 2022 Çarşamba

BİR KELİME = SAFDERUN








Safderun : (sıfat, mecaz, Arapça şâf + Farsça derûn) Kolayca aldatılan, saf.

"Tabanlarına indirilecek sopaların canını daha ziyade acıtacağını anlamayacak kadar da safderun değildi." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu







Bu kelime blogger Evren tarafından önerilmiştir. Kendisine katkısından dolayı teşekkür ederim.





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: kullanılan gif buradan alıntıdır.




24 Ocak 2022 Pazartesi

BİR KELİME = SÜTRE










Sütre : (Arapça) 1. (isim) Perde, örtü.

"Sütre gerisinden bakmakla hallolmuyor bu işler."

2. (isim) Evde veya açık alanda namaz kılarken öne konulan nesne.

3. (isim) Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper.



Kelime kökeni, Arapça str kökünden gelen sutra "ceket, üst giysi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça satara 'örttü' fiilinden türetilmiştir.







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: fotoğraf buradan alıntıdır.




17 Ocak 2022 Pazartesi

BİR KELİME = SERLEVHA








Serlevha : (isim, Farsça ser - Arapça levha) Yazılarda başlık.

"Roman adına benzer bir serlevha seçtim." - Burhan Felek


Kubbealtı Lugati' nde ikinci anlamı olarak; "El yazması kitapların ilk sayfalarına yapılan süslü başlık." olarak açıklanmış.



Bu kelime blogger Bir Edip tarafından önerilmiştir. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ederim.







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: kullanılan gif buradan alınmıştır.





15 Kasım 2021 Pazartesi

BİR KELİME = SUİZAN











Suizan : (isim, Arapça) Kötü san, kuşku.

"Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur." 



(Bu kelime, blogger Bir Edip önerisi olarak yayına alınmıştır. Katkısından dolayı teşekkür ederim.)






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: fotoğraflar ​M©MENT©S​ arşivindendir.​




10 Mayıs 2021 Pazartesi

BİR KELİME = SİRAYET












Sirayet : (Arapça) 1. (isim) Hastalık başkalarına geçme, bulaşma.
 
 "Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir." - Sait Faik Abasıyanık
 
2. (isim, mecaz) Yayılma, dağılma.
 
 "Vehbi'nin bu şüphesi büyüklere sirayete başladı, çocuk bu fırtınada başka köye gitmiş olamaz." - Reşat Nuri Güntekin 
 
 
 
 
Birleşik fiil olarak kullanımı; sirayet etmek.
 
 "Valinin hızı ve coşkusu, yanındakilere de bulaşıcı bir hastalık gibi sirayet ediyordu." - Ayşe Kulin












{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 

 

 

not: kullanılan fotoğraf Yandexten alıntıdır.