V etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
V etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2026 Pazartesi

BİR KELİME = VESİLE




Vesile : (Arapça) 1. (isim) ► Sebep.

"Arkadaşlar birer vesile ile dağıldılar ve beni Besim Bey'le yalnız bıraktılar." - Memduh Şevket Esendal

2. (isim) ► Fırsat.

"Biz, ancak her vesile ile bize yapılan yersiz hakaretlere, istihfaf ve tezyiflere layık olmadığımızı söylüyoruz." - Asaf Halet Çelebi

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Vesile aramak : Bir fırsatını kollamak.

"İkide birde içimizden birine çatmak için vesile arıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Vesile bulmak : Sebep yaratmak, bahane göstermek.

"Bir vesile bulup size takdim edilmek pek kolay bir iş oldu." - Hüseyin Cahit Yalçın

Vesile olmak : Uygun ortam oluşmak.

"Evinde bazen namaz kılar ancak bir vesile olursa camiye giderdi." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wsl kökünden gelen wasīla(t) وسيلة “aracı, araç, yöntem, fırsat” sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama : Arapça sözcüğün basit fiil kökü mevcut değildir.

Benzer sözcükler : bilvesile
Bu kelimeyle ilintili olan kelimeler : tevessül


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Kıpçakça: [İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
Nebī öze öküş takı vesīle kılgay, anıŋ birle takı şefāˁat taleb kılgay






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, justjared.com' dan alıntıdır.




12 Ocak 2026 Pazartesi

BİR KELİME = VALE




Vale : (Fransızca) 1. (isim) Otel, restoran, alışveriş merkezi, düğün salonu vb. yerlerde gelen müşteri ve misafirlerin araçlarını otoparka park etmekle görevli kimse.

      "Davetliler gelmeye devam ettikleri için kapı sürekli açıktı ve birkaç tane vale misafirlerin arabalarını park etmekle meşguldüler."

2. (isim) ► Oda hizmetçisi.

      "Onun yanına vale durduğumun haftasına mı, ayına mı, geçmiş gün aklımda kalmadı, kış bastırdığından Boğaziçi’ndeki yalıya taşınıldı." - Aziz Nesin

3. (isim) ► Bacak.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca valet “1. hizmetkâr, genç adam, 2. iskambilde genç adam resimli kâğıt” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Geç Latince vasselittus “hizmetçi” sözcüğünden evrilmiştir. Geç Latince sözcük Kelt dilleri yazılı örneği bulunmayan *wasso- “ast, uşak” sözcüğünden alıntıdır.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“iskambilde oğlan” [Ali Seydi, Yeni Türkçe Lugat, Resimli, 1929]
Vale = İskambil kâğıdında oğlan.

“... otopark görevlisi” [Milliyet - gazete, 2000]
Escada Vale Parking Nispetiye Cad.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




31 Ekim 2025 Cuma

BİR KELİME = VÂKIF (2)




Vâkıf : (Arapça) 1. (sıfat) Bilen, farkında olan.

"Demirci anladı, ses çıkarmadı, duvardan üç beş halka aldı, sanatına vâkıf bir adam sükûnetiyle değneğe taktı." - Memduh Şevket Esendal

2. (sıfat, eskimiş) Bir şeyi vakıf durumuna getiren.



Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Vâkıf olmak : Bilmek, öğrenmek.

"Bu dünya ahvaline pek vâkıf olmayan cahillerin gönlünde de aynı üzüntü ve merak var." - Peyami Safa


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wḳf kökünden gelen wāḳif  "1. vakfeden, 2. bir konuyla ilgili olan, haberdar” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waḳafa fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatıdır.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

“haberdar” [Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
çünki ḥālden vāḳıf ola yoldaşum









{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, internetten alıntıdır.




28 Ekim 2025 Salı

BİR KELİME = VAKIF (1)





Vakıf : (Arapça vaḳf) 1. (isim) Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para.

2. (isim) Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer.
      
"Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir." - Necip Fazıl Kısakürek

3. (isim) Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş.


Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Vakıf kurmak : Belli bir hizmeti görmek için vakıf oluşturmak.


Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Vakfetmek : (Arapça vaḳf + Türkçe etmek) 1. (-e, -i) Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak. 

2. (-e, -i, mecaz) Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek.

"Ben bütün ömrümü yuvamıza vakfedeyim de sen burada beni yalnız bırakıp çekil, öyle mi?" - Abdülhak Şinasi Hisar

Vakıf arazisi : (isim) Bir vakfın mülkiyeti içinde olan arazi.

Vakıf malı : (isim) Vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal.

Vakıfname : (isim, eskimiş, Arapça vaḳf + Farsça nāme) Bir vakfın şartlarını bildiren belge; vakfiye.

Vakıf senedi : (isim) Bir vakfın oluşumunu belgeleyen senet.

Vakıf toprağı : (isim) Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wḳf kökünden gelen waḳf “1. durma, durdurma, 2. bir şeyi tanrıya veya hayır işine adama, böyle adanan şey” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waḳafa "1. durdu, 2. durdurdu, 3. bilgilendi, vukuf kazandı, 4. vakfetti” fiilinin faˁl vezninde masdarıdır.

Ek açıklama : Arapça sözcüğün ikinci anlamı İslam öncesi Güney Arabistan yazıtlarında da görülür. Biella 146.

Benzer sözcükler : vakfen, vakfet-, vakfiye
Etkileşim gösteren kelimeler : evkaf, mevkuf, tevakkuf, tevkif, vakıf², vukuf

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

Çağatayca: “durma” [Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya terc., 1310]
[Hz. Osman] Erūme kuyuğın satkun alıp müsülmānlarğa vaḳf ḳıldı. 
[E. kuyusunu satın alıp M.lara vakf etti.]

“... mülk bağlama” [anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
Ömer Bağdad'ı gazilere vaḳf eylemişdür





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.




23 Ekim 2025 Perşembe

BİR KELİME = VELVELE





Velvele : (isim, Arapça) Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan.

"Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." - Memduh Şevket Esendal

* *

Birleşik Fiil veya kalıp Söz olarak kullanımı :

Velvele kopmak : Büyük gürültü çıkmak.

"Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." - Yahya Kemal Beyatlı

Velveleye vermek : Gereksiz telaşa ve heyecana düşürmek.

"Susun, ortalığı velveleye vermeyin! Ne bağrışıyorsunuz?" - Sait Faik Abasıyanık

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wl kökünden gelen walwala(t) ولولة “yaygara, kalabalık sesi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük yansıma (onomatope) walwala ولول “kalabalık sesi çıkardı” fiilinden türetilmiştir.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve örnekler :

[Danişmend-Name, 1360]
Gördiler kim ˁālem velvele-y-ile tolmış.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, giphy.com' dan alıntıdır.




29 Ocak 2025 Çarşamba

BİR KELİME = VARSIL





Varsıl : (sıfat) Parası, malı çok olan, zengin, yoksul karşıtı.

      "Ben de sevdim bu atı ama daha yararlı bir şey lazım insanlara hem de çocuğundan yaşlısına, varsılından yoksuluna." - Ahmet Ümit



Birleşik Kelime :

Varsıl erki : (isim, toplum bilimi) Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi; bey erki, zengin erki, plütokrasi.



Kelime Kökeni :

"Tanımının, zengin olarak yapıldığı varsıl kelimesinin kökeni Eski Türkçedir. Bazı kaynaklarda varsıl kelimesinin Moğollara ait metinlerde yer aldığı da görülmektedir." 

"Öz Türkçe bir kelime olan varsıl, var sözcüğünden türetilmiştir. "Var", mevcut olmak ve bulunmak anlamına gelirken, varsıl kelimesi zengin demektir. Bu kelime ''yoksul'' kelimesi gibi sonuna yapım eki getirilerek oluşturulmuştur. Varsıl sözcüğü cümle içinde sıfat olarak kullanılır."


Köken konusunda bulabildiklerim bunlardı. Ayrıca bir yerde Farsça olduğuna dair bir yazı okudum ancak doğruluğunu teyit edemedim.





Kelime blogger Tosbağa Günlüğüm' ün yazısından alıntılanmıştır. Teşekkürlerimle,





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: gif, oncasey.com dan alıntıdır.





14 Şubat 2024 Çarşamba

BİR KELİME = VELET






Velet : (Arapça) 1. (isim, eskimiş) Çocuk.

2. (ünlem, eskimiş) Çocukları paylarken kullanılan bir söz.

"Her gün farklı farklı veletlerle uğraşmak zorunda kalıyorum."



Birleşik kelime olarak kullanımı aşağıdaki gibidir:

Veledizina : (Arapça, isim, kaba konuşmada) Piç, gayrimeşru çocuk, haramzade.



Kelimenin Etimolojisi :

Arapça wld kökünden gelen walad ولد  "çocuk" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça walada "doğurdu" fiilinden türetilmiştir. 

Aynı köklerden türeyen bir başka kelime "Evlat" ise,  Arapça awlād أولاد  "çocuklar" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wld kökünden gelen walad ولد  "çocuk" sözcüğünün çoğuludur.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: fotoğraf, anneysen.com sayfasından alıntıdır.





20 Aralık 2023 Çarşamba

BİR KELİME = VARİDAT






Varidat : (isim, Arapça) Gelirler.

      "Bayraktar Çiftliğinden ayda beş bin lira geçiyor eline. Han hamam varidatı ayrı." - Attilâ İlhan



Kelime Kökeni :

Arapça wrd kökünden gelen wārid 1. gelen, denk gelen, başa gelen, 2. gelir, irat  sözcüğünden alıntıdır.

Arapça wāridāt  "gelirler" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça wrd kökünden gelen wārid   "gelen" sözcüğünün çoğuludur. 






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, giffix.blogspot.com' dan alıntıdır.





27 Şubat 2023 Pazartesi

BİR KELİME = VAAT







Vaat : (isim, Arapça) Bir işi yerine getirmek için verilen söz.

"Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?" - Nazım Hikmet



Birleşik fiil olarak kullanımları aşağıdaki gibidir:

Vaadinde durmak : Vaadini tutmak.

Vaadini tutmak : Verdiği sözü yerine getirmek.

Vaatte bulunmak : Söz vermek.


Birleşik kelime olarak kullanımları şu şekildedir : 

Vadetmek : (Arapça) 1. Bir işi yerine getireceğine söz vermek.

"Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk' ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın." - Mehmet Akif Ersoy

2. Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umut vermek. 

"İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor." - Mehmet Kaplan

Vadolunmak : Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek.

Akit vaadi : Ön sözleşme.



Kelimenin etimolojisi :

Arapça wˁd kökünden gelen waˁd "söz verme" sözcüğünden alıntıdır. 
Arapça sözcük Arapça waˁada "söz verdi" fiilinin masdarıdır.





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: kullanılan gif, gfycat.com' dan alıntıdır.






24 Ekim 2022 Pazartesi

BİR KELİME = VEÇHE








Veçhe : (isim, Arapça) Yön.

"Bu öyle bir hal ki, en ciddi konulara bile bir çırpıda "folklorik" bir veçhe kazandırıp, meseleyi neredeyse gülünçleştirmeyi iyi başarıyor."



Kelimenin başka anlamlarının da olduğunu bildiğimden bir de Osmanlıca/Türkçe Sözlüğe baktım. Orda 'Vech' kelimesinde birden fazla açıklama buldum :


Vech : - Yüz, çehre, surat.
- Tarz, üslub.
- Herşeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh, ön alın, cephe.
- Tarih.
- Suret.
- Sebeb.
- Bir şeyin nefsi ve zatı.
- Semt, cihet.
- Münasebet.










{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: kullanılan görsel, clipartmax.com dan alıntıdır.






20 Haziran 2022 Pazartesi

BİR KELİME = VAKTİKERAHET









Vaktikerahet : (isim, Arapça) Kerahet vakti.

Kerahet vakti 1. (isim, din bilgisi) Namaz kılmanın mekruh olduğu vakit, vaktikerahet.

"Otobüs geç gelince, ikindi namazını kılamadım, kerahet vakti girdi."

2. (isim) Akşamcılar arasında içkiye başlama zamanı.


Bu iki birleşik kelime haricinde kerahet' e baktığımda anlamının; "iğrenme, tiksinme" olduğunu gördüm. Kelime tek başına farklı bir anlamı işaret ederken, birleşik halde kullanıldığında ise yine bambaşka bir açıklamaya sahip. O yüzden hepsini burada yayınlamak ve herkesin bu konudaki görüşüne, bilgisine erişelim istedim.





Bu kelime, blogger Dünya Hanımefendisi tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim.










{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-





not: gif, gifer.com' dan alıntıdır.




6 Nisan 2022 Çarşamba

BİR KELİME = VAKIA








Vakıa : (isim, Arapça) Olgu.

"Bu bir vakıadır, inkar edilemez."


Vâkıâ : (zarf, Arapça) Gerçi, her ne kadar .... ise de.

"Vâkıâ, bunlardan bir kısmını unutmamıştım." - Halit Fahri Ozansoy






Bu kelime blogger Deeptone tarafından önerilmiştir. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ederim.









{ಠ,ಠ}
 |)_) 
-”-”-





not: kullanılan gif, gifer.com' dan alıntıdır.




23 Şubat 2022 Çarşamba

BİR KELİME = VECT









Vect : (isim, Arapça) Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esrime.

"Kolektif bir vect, birlikte söylenilen şarkı taslağı, boğazdan gelen bu çığlıklar şiirin ilk nescini* teşkil etmektedir." - Asaf Halet Çelebi

{*nesiç (-sci) : Doku, yapı, özellik.}



Birleşik fiil olarak kullanımları da aşağıdaki gibidir:


Vecde gelmek : Kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak, esrimek.

"Giydir hırkayı, fesi, Rufai tekkesinde zikrederken vecde gelen bir dervişin hayaleti olabilir." - Halide Edip Adıvar


Vecde kapılmak : Coşmak, kendinden geçmek.

"Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır." - Haldun Taner





Bu kelime, blogger Ahmet Ozan tarafından önerilmiştir. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim.







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: kullanılan gif buradan alıntıdır.




4 Mayıs 2021 Salı

BİR KELİME = VAHAMET












Vahamet : (isim,Arapça) Güçlük, korkulacak tehlikeli durum.
 
 "İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum." - Hüseyin Cahit Yalçın







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 

 

 

not: kullanılan gif  burdan alıntıdır.

 

 

 

 

21 Nisan 2021 Çarşamba

BİR KELİME = VAVEYLÂ











Vaveylâ : (isim, Arapça) Çığlık.


"Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım vaveylâlarında benimle yarışa giremezlerdi." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 

 

 

not:kullanılan gif Yandexten alıntıdır.

 

 

 

 

10 Aralık 2020 Perşembe

BİR KELİME = VESVESE















    Vesvese : (isim, Arapça)
Kuruntu

      "Etrafı su olduğu için acaba kökünü bırakıp yüzüverir mi diye içime bir vesvese girer."  Burhan Felek









{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 

 

 

not: kullanılan görsel Yandexten alıntıdır.