pazar günü müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar günü müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵



Bu pazar eklemiş olduğum videodaki manzaraya bakarak, kısacık bir meditasyon yapmanızı önereceğim. Görüntülerde, bahçeye açılan kocaman kapılarıyla bir salon ve nazik kıvrımlarıyla gölge-ışık oyunu yapan güneşin ihtişamlı manzaraya dönüşmesini izleyerek ilham alan ve bu çalışma masasında oturarak bir şeyler yazan kişi olduğunuzu hayal edin.

"Ben meditasyon yapamıyorum" diyenlere çok fazla uğraşmanıza gerek yok, videoya tıklayıp açılan görüntüye kendinizi bırakmanız yeterli, demek istiyorum.

Derin nefeslerin ve harika tatların sizi sarmaladığı bir pazar diliyorum.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




17 Ağustos 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 CALEB ARREDONDO




Bu pazar günü yayınını, yeni bir tarz yaratmaya çalışan genç bir saksafoncuya ayırdım. 
Caleb Arredondo, Oklahoma Üniversitesi'nde bir öğrenci ve kendi bestelediği saksafon parçalarını sosyal medyada paylaşarak bu işe başlamış. Boş bir otoparkta doğal yankıyı kullanarak saksafon çalma konusundaki özgün yaklaşımı, "eko saksafon" adını verdiği kendine özgü bir ses yaratmış. 

Caleb'i bir otoparkta gösteren ilk video büyük beğeni toplarken, o da bu deneyimi şöyle aktarmış: 

"Boş bir otoparkta muhtemelen 3 saat geçirdim ve otopark yankısında aklıma gelen her şeyi çaldım. Bu, uzun zamandır ilk videom, bu yüzden bu gönderiye fazla etkileşim beklemiyorum." diye eklemiş, oysaki bu görüşünün aksine, video 1,4 milyondan fazla izlenme alarak viral olmuş.

Caleb' in ilk videosunu da ekliyorum, buraya tıklayın lütfen.


Keyifli ve huzurlu bir pazar günü diliyorum.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





3 Ağustos 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵




Bugün YouTube' da karşıma çıkan bir videoyu paylaşıyorum sizlerle. Kanalın sahibi Cadillac Records olarak gözüküyor. Bununla ilgili araştırma yaptığımda önüme 2008 yılında çekilmiş biyografik bir film çıktı, Chess Records müzik yapım firmasının sahibi Leonard Chess' in hayatını anlatan film ve yazılardan öğrendiğim kadarıyla satışlardan büyük başarı elde eden sanatçılarına cadillac marka araba hediye etmesiyle tanınırmış. YouTube' daki kanalın onunla bir ilgisi var mı bilmiyorum ama ünlü şairlerimizin bestelenen şiirleri ile karşılaşınca şaşırdım ve sevindim.

Sözlerini bildiğimiz şiirler, caz formunda ve dinlemesi çok keyifli. Sizlerle de paylaşmak istedim. "Sabahattin Ali' ye Cazla Saygı" çalışmasına da buradan ulaşabilirsiniz.

Keyifli ve mayışık bir pazar dilerim.

  



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




 

27 Temmuz 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 BARBRA STREİSAND & STING




Sıcakların insan bedenini zorladığı şu günlerde, bir koltuğa kendinizi bırakıp keyifle dinleyeceğiniz enfes bir parçayı, iki değerli sanatçının birlikte çalışmasında dinleyeceğiz.

Sakin ve müzikli bir pazar diliyorum.






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






13 Temmuz 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 DHAFER YOUSSEF





Dhafer Youssef

(19 Kasım 1967)


Tunuslu udi, vokalist ve besteci Dhafer Youssef, Tabulbah'da müezzin dedesinin yanı başında ve annesinin mutfağında yaptığı şarkı söyleme deneyleriyle küçük yaşta başlayan müzikal yolculuğunu düğünlerde çalarak ve Tunus'taki konservatuvara kaydolarak sürdürdü. Okulda aldığı eğitimden hoşnut kalmayan Youssef, çözümü 80'lerin sonunda Viyana’ya taşınmakta buldu ve kendini yenilemekten asla geri durmayan kariyerini başlattı. Aradığının akademik bir eğitim olmadığını keşfeden Youssef, cazın ve Hint müziği gibi etnik tınıların büyüsüne kapılır. 1996 yılında ilk albümü "Malak" yayınlanır ve gün geçtikte müziği olgunlaşır. 2001’de ikinci albümü “Electric Sufi” yayınlanır. Dhaffer Youssef, elektronik müziğe dokunan bu albümüyle deneyselliği kusursuz bir şekilde başarmanın da ötesinde, sesini başlı başına bir enstrüman olarak konumlar.

Caz dünyasının ilgisini 1999 yılında yayınladığı ilk albümü ile çeken sanatçı, Nils Petter Molvaer, Bugge Wesseltoft ve Arto Tunçboyacıyan gibi isimlerle de çalışır. Sufi geleneğini, caz unsurlarını ve Arap lirizmini harmanladığı müziğini kendine özgün bir üslupla yorumlayan Tunuslu udi, şarkıcı ve besteci, bugüne kadar imza attığı sekiz albüm ve dünya çapında yüzlerce canlı performansla müzikal yükselişini hep bir üst seviyeye çıkardı.

2011 yılında Almanya'da Hüsnü Şenlendirici ve Aytaç Doğan ile beraber "Birds Requiem" albümünde şarkı kaydetmiş, ki ben de YouTube' dan bu videoyu ekledim yayına. Bu albüm Fransa dahil birçok ülkede en iyi 10 jazz albümü arasına girdi ve DownBeat dergisi tarafından “En İyi 20 Erkek Vokal” listesine eklendi.

Sanatçının albüm çalışmaları sırasıyla şu şekildedir : 1999: Malak, 2001: Electric Sufi, 2003: Digital Prophecy, 2006: Divine Shadows, 2007: Glow (Material) Wolfgang Muthspiel ile, 2010: Abu Nawas Rhapsody, 2013: Birds Requiem, 2016: Diwan of Beauty and Odd, 2018: Sounds of Mirrors.

Enstrüman ve ses birlikteliği üzerine ince bir çalışma izleyeceksiniz bu yayında. 
Keyifli ve müzikli bir pazar dilerim.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-







25 Mayıs 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 ÖZEL




Bugün kahvaltı sonrası dilime bu şarkı dolandı ve mırıldanırken birden TRT Müzik programında çok sevdiğim Münir Özkul' un ipeksi sesi ve sahne rahatlığıyla bu şarkıyı seslendirdiğini hatırladım.

Tam pazar sabahına yakışacak tatlı, latif ve bir o kadar da özlemle dolu bir şarkı/video paylaşmak istedim. Gününüz bu sesin kadife yumuşaklığında geçsin.

Müzikli pazarlar,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



18 Mayıs 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 JEFF RUSSO




Jeff Russo
(31 Ağustos 1969)

ABD'li besteci, söz yazarı, gitarist, vokalist, müzik yapımcısı ve aynı zamanda americana grubu Low Stars'ın kurucu üyesi olan Russo, müzik kariyerine rock müzisyeni olarak başladı ve Tonic grubunun kurucu ortağı oldu. 2006 yılında birden fazla film ve TV projesinde çalışırken stüdyoya yardımcı olması için davet edildi ve bu süreçten ne kadar keyif aldığını fark etti. 

The Umbrella Academy, Lucy in the Sky, Altered Carbon, Mile 22, Lizzie, Three Christs,  Snowfall, Fargo, Legion ve Counterpart başta olmak üzere çeşitli film ve televizyon dizilerinin yanı sıra Star Trek serisi Star Trek: Discovery, Star Trek: Picard ve Star Trek: Strange New Worlds ve For All Mankind'da besteci olarak yaptığı çalışmalarla da tanınır. Ayrıca mini dizi The Night Of ve beğenilen video oyunu What Remains of Edith Finch'in müziklerini de yaptı. Fargo'daki çalışmasıyla 2017'de Sınırlı Dizi, Film veya Özel Dalda En İyi Müzik Bestesi dalında Primetime Emmy Ödülü'nü kazandı. 

Legion ve Fargo benim izlediklerim arasında en çok hatırladığım ve sevdiklerim. Bu pazar yayına Fargo film müziğini ekledim. Genç besteciye, daha uzun yıllar bir çok film/diziye besteleriyle ruh katacağı ödüllü çalışmalar diliyorum.

Keyifli ve müzikli pazarlar,





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





27 Nisan 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 WILL PADGETT



Will Padgett

Amerika/Tennessee doğumlu, mesleğinde çok disiplinli müzisyen Will Padgett, "her işi yapan hiçbir işte usta olamaz" atasözüne adeta meydan okuyor. Aslen klasik besteci ve piyanist olan Will'in çağdaş stiller, enstrümanlar ve tekniklere olan hayranlığı, ses tutkusundan kaynaklanıyor ve onu günümüzün en yetenekli sanatçılarının eklektik çeşitliliğiyle sahneyi paylaşmaya yöneltiyor. Hem orkestra şefi, hem de yardımcı müzisyen olarak sahnede yer alan Will, müzikal olarak öne çıkmak isteyen profesyonel bir tavra sahip sanatçılar ve topluluklar için doğal bir seçim. Müzik tarzı, cazın armonilerinin, rock ve soul ritimlerinin ve memleketinin country müzik mirasının şarkı söyleme melodilerinin bir birleşimidir. Ama en çok caz formu üzerinde çalışmaları vardır.

Youtube' da ya da kendi internet sayfasında (buraya tıklayıp, inceleyebilirsiniz) yayınlanmış diğer besteleri keyifle dinleyeceğinizi tahmin ediyorum. 

Bahar yağmurlarıyla bezenmiş, enfes bir gün dileğimle. 






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





20 Nisan 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 SEBASTIAN PLANO




Sebastian Plano

Çellist, besteci ve prodüktör olan Sebastian Plano, 1985 yılında Arjantin'in Rosario kentinde müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası şehrin senfonik orkestrasında olduğu için, erken yaşlarda klasik müzikten ve ayrıca yerel olarak ünlü bir bandoneon sanatçısı olan büyükbabası aracılığıyla tangodan etkilendi. Plano, yedi yaşında çello çalmaya ve 12 yaşındayken müzik yazmaya başladı. 2008'de Rosario'nun Opera Binası'nda prömiyeri yapıla,n dört bölümlük bir orkestra eseri olan bestesinden kısa bir süre sonra, çalışmalarına ilgi gösterilmeye başlandı. 

17 yaşındayken, United World College of the Adriatic'te tam burslu olarak dünya çapında seçilen 4 genç müzisyen arasında yer aldı ve bu da ona ünlü Trio di Trieste ve Çellist Enrico Bronzi ile çalışma fırsatı verdi. Boston Konservatuvarı ve San Francisco Konservatuvarı'nda art arda tam burslar kazandıktan sonra eğitimine Amerika Birleşik Devletleri'nde devam etti. Klasik yetiştirilme tarzının yanı sıra, Plano'nun elektronik müziğe olan coşkusu ve keşfi bir hobiye dönüştü. Kariyerine 2011 yılında ilk albümü "Arrhythmical Part of Hearts" ın kendi yayınladığı albümle solo plak yapımcısı olarak başladı. Müziğini tanıtmak için bir araç olarak, San Francisco metrosunda çalmaya başladı ve yeni albümünü halka tanıttı. 

19 Nisan 2013'te, hem üçüncü albümü "Verve" yi, hem de eski Kronos Quartet çellisti Jeffrey Zeigler ile bir uzunçaları henüz bitirmişlerdi ki, bir hırsız Plano'nun arabasına girdi ve bilgisayarıyla, tamamlanmış kayıtları içeren iki sabit diski çaldı. Tüm çabalara rağmen, bu çalışmalara ulaşılamadı. Aynı yılın Ağustos ayında Berlin'e taşındı ve burada kayıp parçaları yeniden inşa etmeye başladı ve 2017'de "Verve"  piyasaya sürüldü. Bu arada oyun ve film müzikleri hazırladı. 90. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Animasyon Filmi Akademi Ödülü için  listeye alındı ve Oscar'a hak kazanan ilk video oyunu fragmanı oldu. 2018'de kanalizasyon kirliliğine karşı Keynvor Projesi'ne katıldı ve bunun için Atlantik Okyanusu'ndan sesler içeren üç parçalık bir EP yazdı. 2019 albümü Verve, 62. Grammy Ödülleri'nde En İyi New Age Albümü dalında aday gösterildi.

Genç bir müzisyenin, hüzünlü ama dinlendirici bestesini sunuyorum bu yayında sizlere.

İyi pazarlar,






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




6 Nisan 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 ROBERT GROMOTKA



Robert Gromotka

Almanya-Berlin' de yaşayan sanatçı, besteci, Multi-Enstrümantalist aynı zamanda film, televizyon, radyo dramaları, reklamlar ve konserler için müzik yapımcısıdır.  Yıllarca sahnede çeşitli gruplar ve orkestralarla çalışıp, dünya çapında turneye çıktıktan sonra oryantal stil ve çağdaş doğaçlamayı birleştirerek çalan bir topluluk kurdu.

Sürekli  olarak Viadrius Trio, Sebo Beats takma adı Glenn Chiller, Falk Effenberger, Naile Tuncer (Tuncer & Gromotka), Sybille Hein, Felicitas Conrad ile çalışan müzisyen, şimdilerde solo projesine odaklanmakta. İnstagram ve Youtube sayfalarından çalışmalarını takip edebilirsiniz.

Müzikli pazarlar,





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





16 Mart 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 ART FARMER



Art Farmer
(1928 - 1999)

 Nüfusta kayıtlı adı Arthur Stewart Farmer olan ABD'li caz trompetçisi bugünkü konuğumuz. Ayrıca kendisi için özel olarak tasarlanmış bir trompet-flugelhorn kombinasyonu olan flumpet çalan sanatçı, ikiz kardeşiyle birlikte henüz dört yaşındayken vefat eden babasının ardından tüm ailesi ile birlikte Phoenix, Arizona'ya taşındılar. İlkokulda piyano çalmaya başladı, 13 yaşında kornet ve ardından trompette karar kılmadan önce bas tuba ve kemana geçti. Ailesi müzikle ilgiliydi, çoğunluk bir enstrüman çalıyordu. Farmer'ın okulundaki öğretmenler kapsamlı müzik dersleri veremiyordu. Kendi kendine müzik okumayı öğrendi ve yeni ana enstrümanı olan trompet pratiği yaptı. O ve erkek kardeşi 1945'te Los Angeles'a taşındılar ve müzik odaklı Jefferson Lisesi'ne gittiler, burada müzik eğitimi aldılar ve diğer müzisyenlerle tanıştılar. Art, 16 yaşında profesyonel olarak trompet çalmaya başladı ve çeşitli gruplarla sahne aldı.
Liseyi terk etti ve Los Angeles'ta bir ergen olarak, bebop ve swing döneminin büyük grupları Farmer'ın dikkatini çekti. On yıl sonra, "Cazda olmam gerektiğini biliyordum. İki şeye önem verdim – büyük bir grupta trompet bölümünün sesi ve bir jam session duymak". Farmer'ın 1940'larda trompetinden etkilendiği isimler Dizzy Gillespie, Miles Davis ve Fats Navarro'ydu, ancak kendi sözleriyle, "Sonra Freddie Webster'ı duydum ve sesini sevdim. Ses üzerinde çalışmaya karar verdim çünkü benim yaşımdaki erkeklerin çoğu sadece hız üzerinde çalışıyor gibi görünüyordu." demiştir. Daha sonra Johnny Otis liderliğindeki bir grupla turneye çıktı, ancak Farmer'ın dudağı pes ettiği için bu iş sadece dört ay sürdü. Haftanın yedi günü uzun süreler boyunca performans sergilemek, bu tür fiziksel taleplerle başa çıkmak için yeterince gelişmemiş olan tekniği üzerinde büyük bir baskı oluşturdu ve sonunda dudağı yırtıldı, çalamayacak duruma geldi. Daha sonra New York'ta teknik eğitim aldı ve burada bir süre hademe olarak çalıştı. 1947 ve 1948 yılları arasında serbest müzisyen olarak çaldı. 

Dizzy Gillespie'nin büyük grubu için yapılan seçmelerde başarısız oldu. 1940'ların sonlarından 1950'lere kadar Los Angeles'ta beyaz müzisyenlerin egemenliği altında olduğu için kulüp ve stüdyo çalışmaları yapmak zordu, üstelik konsere giderken hayati tehlikeler de atlattı. Bir gece araba ile konsere giderken, Farmer'ın içinde bulunduğu araba yüksek hızdan devrildi ve o beyin sarsıntısı geçirirken, bir diğer müzisyenin kaburgaları kırıldı. 1948 de ilk stüdyo kaydını yaptı ve devamı geldi. Ardından televizyon şovları, festival katılımları derken adı daha fazla duyulmaya ve ünlenmeye başladı.
1950'lerin ortalarından itibaren Farmer, George Russell, Quincy Jones ve Oliver Nelson da dahil olmak üzere günün önde gelen aranjörlerinin kayıtlarında yer aldı ve her şeyi çalabilme konusundaki ünü nedeniyle talep gördü. 1959'da besteci ve tenor saksofoncu Benny Golson ile birlikte, her biri bağımsız olarak diğerinin yeni altılısının bir üyesi olması gerektiği sonucuna vardıktan sonra Jazztet'i kurdu. Jazztet 1962'ye kadar sürdü ve bir kaç albüm kaydettiler. 1965-66'da Avrupa'yı gezdi. 1968'de Viyana'ya yerleşti ve burada The Kenny Clarke/Francy Boland Big Band ile sahne aldı ve Avusturya Radyo Orkestrası'na katıldı. 1980'lerin başında, Farmer yaşam tarzında bazı değişiklikler yaptı. The New Yorker'da 1985 tarihli bir makale için röportaj verdiğinde, birkaç yıl önce 30 kilo verdiğini ve bundan birkaç yıl önce sigarayı, içkiyi bıraktığını aktaran Farmer, müzisyenlerin çoğunun uyuşturucuyla ilgili sorunlarından kendini kurtarmayı başarmıştı. 1994 yılında Avusturya Altın Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. Aynı yıl, New York'taki Alice Tully Hall'da başarılarının onuruna bir konser düzenlendi. Farmer ayrıca, daha sonraki kariyeri boyunca, ABD ve Avrupa orkestralarıyla bazı klasik müzik parçaları da dahil olmak üzere, bir lider olarak kapsamlı kayıtlar yaparak, 68 yaşında hala en iyi döneminde olduğunu kanıtladı. 1999'da National Endowment for the Arts Jazz Master olarak seçildi. Birkaç ay sonra, 71 yaşındayken Manhattan'daki evinde kalp krizinden öldü.

Bu dünyadan giden çoğu sanatçıda olduğu gibi arkasında çok iyi seslendirilmiş parçalar bıraktı, bizler de onların dokundukları notaları dinleyerek onurlandırmaktayız.

Müzikle renklendirilmiş enfes bir pazar günü diliyorum.
 





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





9 Mart 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 LE MYSTERE DES VOIX BULGARES



Le Mystère des Voix Bulgares

Bugünün konuğu olan koro, geleneksel Bulgar halk ezgilerinin modern düzenlemelerini icra eden, uluslararası üne sahip, aynı zamanda Grammy ödüllü bir müzik topluluğudur. İlk olarak 1952 yılında Georgi Boyadjiev tarafından Bulgar Radyosu Halk Şarkıları Topluluğu olarak kurulan koro, şu anda Dora Hristova tarafından yönetilmektedir. Şarkıcılar, seslerinin güzelliği ve açıklığı nedeniyle kırsal köylerden seçilir ve benzersiz, asırlık şarkı söyleme tarzında kapsamlı bir eğitimden geçerler.  Bulgaristan'ın Trakya, Bulgar, Osmanlı ve Bizans tarihinden etkilenen müzikleri, diyafonik şarkı söyleme ve kendine özgü tınıların yanı sıra modal gamları, alışılmadık ölçüleri (7/8, 9/8 ve 11/8 gibi) ve ahenksiz armonileri (bol ikinci, yedinci ve dokuzuncu aralıklar) ile dikkat çekicidir. Bunların hepsi Bulgar halk müziğinin karakteristiğidir.

 1997 yılında Marcel Cellier, orijinal derlemelerdeki şarkıların çoğuna katkıda bulunduğundan koroya, "Le Mystère des Voix Bulgares" adını verdi. İsviçreli etnomüzikolog ve yapımcı Marcel Cellier'in 15 yıllık çalışmasının bir sonucu olan ve "Voix Bulgares" adı verilen bir albüm yapıldı. Bu albüm Cellier'e ve koroya 1989'da Grammy Ödülü kazandırdı. Grup o zamandan beri dünya çapında büyük beğeni toplayan kapsamlı bir performans sergiledi. 1990'ların sonlarında koro, ABD'de Xena: Warrior Princess'in müziğine yaptığı katkılarla tanındı.

 Yayına aldığım ilk şarkı "The Wedding" i bir film sahnesinde çok beğenerek dinledim. Grubun yerel kıyafetlerle katıldıkları gösteriden bir yayını daha ekliyorum aşağıya. Kadınların yemenilerinin yanına iliştirdiği çiçekler ve giysilerin canlı renkleri bana Muğla yöresindeki kadınların giysilerini anımsattı. Dünyanın her yerinde renkli, canlı ve umut dolu insanlar var, hepsinin söyledikleri şarkıların mesajı hep aynı aslında, sevgi, özgürlük, umut...

Hepimizin ihtiyacı olan ve özlenen güzel günlere...
İyi pazarlar,








{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




2 Mart 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 BERT KAEMPFERT



Bert Kaempfert
(16 Ekim 1923 - 21 Haziran 1980)

Alman orkestra şefi, multi-enstrümantalist, müzik yapımcısı, aranjör ve besteci olan Kaempfert, Almanya'nın Hamburg kentinde doğdu ve Hamburg Müzik Okulu'nda okudu. Akordeon, piyano, klarnet ve diğer enstrümanları çalan bir multi-enstrümantalist, II. Dünya Savaşı sırasında Alman Donanması'nda bandocu olarak görev yapmadan önce Hans Busch tarafından orkestrasıyla çalmak üzere işe alındı. Daha sonra kendi büyük grubunu kurdu ve onlarla turneye çıktı, ardından aranjör ve yapımcı olarak çalışarak Freddy Quinn ve Ivo Robić ile hit kayıtlar yaptı. 

Kaempfert'in orkestrasıyla ilk hiti "Wonderland by Night" oldu. Temmuz 1959'da kaydedilen şarkı Almanya'da yayınlanamadı, bu yüzden Kaempfert parçayı New York'taki Decca Records'a götürdü ve 1960 sonbaharında Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlandı. Charles Tabor'un unutulmaz solo trompetiyle, sessiz üflemelileri ve gür yaylılarıyla single, Amerikan pop listelerinde zirveye yerleşti ve Bert Kaempfert ve Orchestra'yı uluslararası yıldızlara dönüştürdü. Daha sonraki birkaç yıl boyunca, "Tenderly", "Red Roses for a Blue Lady", "Three O'Clock in the Morning" ve "Bye Bye Blues" gibi pop melodilerini yeniden canlandırdı ve sırasıyla Al Martino, Wayne Newton tarafından kaydedilen "Spanish Eyes" (diğer adıyla "Moon Over Naples ki bu parçayı ikinci şarkı olarak yayına aldım), "Danke Schoen" ve "Wooden Heart" gibi kendi parçalarını besteledi. Kaempfert'in orkestrası kornoları yoğun bir şekilde kullandı. "Magic Trumpet" ve "The Mexican Shuffle" adlı üflemeli çalgıların öne çıktığı bazı parçalar, hem Kaempfert'in orkestrası hem de Herb Alpert & the Tijuana Brass tarafından çalındı. 

Plak yapımcısı olarak Kaempfert, Beatles'ın yükselişinde de rol oynadı. 1961'de Beatles'ı, Tony Sheridan'ı My Bonnie adlı bir albümde desteklemesi için işe aldı. Daha sonra onlarla sözleşme imzalayarak, ilk albüm ve single'larını yayınladı. 1960 larda hepimizin çok severek dinlediği "Strangers in the Night" şarkısının bestesini yaptı. Elvis Presley tarafından G.I. Blues filminde söylenen "Wooden Heart", 1961'de hit oldu. Yine hepimizin çok sevdiği "L-O-V-E", Milt Gabler tarafından eklenen sözlerle, Nat King Cole için bir hit oldu.  "Almost There", "Love After Midnight", "A Swingin' Safari", "That Happy Feeling" ve daha bir çok unutulmaz şarkı besteledi. 1970'lere gelindiğinde, Kaempfert'in müziğinin satışları düşmüştü, ancak kayıt yapmaya devam etti. "Theme from Shaft" versiyonu besteci Isaac Hayes tarafından beğenildi ve izleyiciler arasında popülerliğini korudu. Grubunun müzikal kapsamını genişletti ve çok çeşitli tarzlarda kayıtlar yaptı. Ayrıca 1974'ten itibaren Londra'daki Royal Albert Hall'da sahne alarak orkestrasıyla canlı konserler vermeye başladı. Bir çok müzisyen, onun çalışmalarına katkı sağlayıp, eşlik etti. Kaempfert, Mallorca'daki evinde geçirdiği felçten sonra, 21 Haziran 1980'de İngiltere' de 56 yaşında vefat etti.

Severek dinlediğimiz şarkıları, nedense seslendiren şarkıcılara aitmiş gibi düşünürüz, oysa yayına aldığım ve bizler için en tanıdık bu iki besteyi de, bu değerli besteci yapmış. Yayına alarak hem yad etmek, hem de bestelerin gerçek sahibinden bahsetmek kaçınılmazdı. 

Müzik her daim hayatınızda olsun, havaya ve suya düşen baharın müjdecisi iki cemre ile birlikte muhteşem bir pazar günü diliyorum.









{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




23 Şubat 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 CAN GOX




Can Gox

Can Gox ve eski sahne adı Haydar Waits ismiyle de bilinen Türk müzisyen Can Göksun, 18 Temmuz 1976 doğumlu. 15–16 yaşlarından itibaren, İstanbul'da birtakım gece mekânlarında müzik yapmaya başladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden kazandığı burs ile, caz müzik eğitimine devam etti. Bu müzik eğitiminde, birçok isimle beraber çalışarak, bu çalışmalardan ve müzikal edinimlerden kazandığını, sahne performansı ve diğer çalışmalara yansıtabilmeyi, müzikal felsefe anlamında hedefine oturttu. Can Gox, 2000 yılında oluşturdukları Blues-Mobil ile birlikte, şarkılarını ve enerjisini kitleler ile tanıştırmayı başardı. Ancak, Kaybedenler Kulübü filminin müziklerini yapan Can Gox açısından, bu çalışma bir dönüm noktası oldu. 2011 yılının Nisan ayında piyasaya sürülen aynı filmin soundtrack albümünde, "Wrong Side Of The Road", "Son Kare", "Wake", "Angels Gone", "Melancholy Man", "My Woman" parçalarını seslendirdi. Müzik kariyerindeki ilk solo albümü ise "Yalnızım Ben" çalışması olmuştur.

Yaptığı müziği, Anadolu blues olarak tanımlamaktadır. Birçok müzik otoritesince, sesi Cem Karaca'ya benzetilmektedir. Can Gox, Gox isminin nereden geldiği sorulduğunda, Göksun soyadının kendince kısaltılmış sahne adı olduğunu söylemiştir. Müzik piyasasına atılmadan önce de, özel bir şirkette yöneticilik yaptığını, ancak hem müzik ile uğraşıp hem de mesleki kariyerine devam etmesinin çok zor olduğunu belirterek, özel sektörden ayrıldığını açıklamıştır. "Drama Köprüsü", "Neredesin Sen" gibi geleneksel ezgiler taşıyan Anadolu müziklerini, kendi enstrümanları ve caz stilini yansıtarak oluşturduğu tınılarda yeniden seslendirmesiyle, eski ve yeni kültürel ögeler arasında köprü vaziyeti de görmektedir. Sahnede ve stüdyo çalışmalarında, Neşet Ertaş'ı, Cem Karaca'yı, Müslüm Gürses'i seslendirirken, Tom Waits, Bob Dylan gibi dünyaca ünlü sanatçılardan eserler de çalıp söylemektedir.

Yalnızım Ben (2013 Albüm), Unutama Beni (2016 Single), İçimde Ölen Biri (2017 Single), Senden Vazgeçmem (2018 Single), Ah Bir Ataş Ver (2019 Single), Ah Be Ah (2020 Single), Only The Pain (2020 Single), Gazing (2021 Single), Içim Sızlıyor (2021 Çelik Şarkıları-Single), Severek Ayrılanlar (2021 Single), Eyvallah (2022 Yeni Türkü Zamansız-Single) sanatçının yaptığı çalışmalardan örneklerdir. Youtube'da enteresan sesinin kayıtlarını dinleyip, (tanımıyorsanız) keşfedebilirsiniz.

Yayın sonuna, dönemin reyting rekorları kıran Kuzey Güney dizisinde yayınlanmasıyla müzik sektörünün odağı haline gelen ve bir çok ödüle layık görülen "Haydar Haydar" şarkısını ekliyorum.

Müziğin, her daim hayatınızda olduğu nice keyifli pazarlar diliyorum.








{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





16 Şubat 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 ANDREY PAVLOVICH PETROV




Andrey Pavlovich Petrov 
(2 Eylül 1930 - 15 Şubat 2006)

 Bugünün konuğu Rus besteci, Leningrad'ın yerlisi olan Petrov, askeri bir doktorun oğluydu. Annesi bir sanatçıydı. On dört yaşında "The Great Waltz" ı görene kadar müziğe çok az ilgisi vardı. Bundan sonra besteci olmaya karar verdi. Leningrad Konservatuvarı'nda Orest Yevlakhov'un öğrencisi olarak kompozisyon eğitimi aldı. 

Petrov, çeşitli türlerdeki çalışmalarıyla tanınır; Çok sayıda opera ve balenin yanı sıra senfonik eserler,  film müzikleri ve çeşitli şarkılar yazdı. Özellikle Jean Effel'in çizimlerine dayanan "Dünyanın Yaratılışı" (1968) balesi ile ünlüdür. Bu gösteri, ilk sanatçılarından olan ünlü Mikhail Baryshnikov ile dünya çapında gerçekleştirildi. Petrov ayrıca Sovyet-Amerikan ortak yapımı "The Blue Bird" (1976) dahil olmak üzere seksenden fazla filme imza attı. 1980 yılında SSCB Halk Sanatçısı seçildi. Andrey Petrov, "Moskova Sokaklarında Yürümek", "Arabaya Dikkat Et" ve "Ofis Romantizmi" gibi çok sayıda klasik Sovyet filminde yaptığı müzikle de tanınan besteci, Saint Petersburg'da bir müzik festivali kurdu ve genel müdürü olarak görev yaptı. Çok sayıda ödül kazandı ve 22 Mayıs 1998'de Saint Petersburg'un fahri vatandaşı oldu. 

Sanatçılar bu dünyadan gittiklerinde, onları hatırlatacak yegane eserlerini bırakırlar ve bizler onların eserlerini dinlediğimizde/izlediğimizde onların adını anarız. Petrov, diğer meslekdaşlarından biraz daha şanslı ki, 1993 yılında küçük bir gezegen olan asteroit 4785' e (Petrov) onun adı verildi. Gökten bir yıldız size göz kırpar gibiyse eğer o mutlaka Petrov yıldızıdır çünkü eserlerini dinlediğinizde ne kadar muzip, eğlenceli bir müzik bestelediğini de göreceksiniz. :)


Sanatçının ikinci videosunu da bu amaçla buraya yerleştiriyor ve herkese keyifli, neşeli bir pazar dileklerimi sunuyorum.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





9 Şubat 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 LES DJINNS




Les Djinns Korosu

Bugün bir koroyu tanıtacağım sizlere. Paul Bonneau tarafından yönetilen, dokuz ila on sekiz yaşları arasındaki altmış kızdan oluşan, kendine özgü bir şarkı söyleme tarzına sahip bir Fransız korosu bugünün konuğu. 1959'da Fransız hükümeti, ülkenin radyo ve televizyon sektörüne, performans yeteneği olan kızların müzik konularında eğitimi için bir 'Yüksek Lisans Okulu' açtı. Bu okul, kızların sabah saatlerinde standart akademik konulardan oluşan bir müfredatı takip ettikleri, ardından öğleden sonraları gamlar, vokal teknikleri, armoni ve koro vokalizasyonundan oluşan müzik derslerini takip ettikleri bir çalışma düzenlendi. Mezun olduktan sonra, her kız Les Djinns'e kabul edildi.

Grubun kuruluşundan altı hafta sonra, Les Djinns Fransa'daki Rekorlar Akademisi'nin Gran Prix'sine layık görüldü ve popülerlikleri Fransa'da sahne almaları ve diğer Avrupa ülkelerindeki turlarla çoğalmaya başladı. Sonunda, bir Noel albümü ve Fransızca söylenen Amerikan favori şarkılardan oluşan bir albüm de dahil olmak üzere toplam 88 melodi kaydedildi ve ABC-Paramount etiketiyle yayınlandı. Les Djinns'in tek albümü "Marie Marie" (1960), Top 100 listesine girdi.

Les Djinns' den ayrılıp başka gruplar kuran üyeler oldu ama hiç birinin sürekliliği olmadı. Yayına iki video ekliyorum, ikisi de çok sevdiğim şarkılar ve bu şarkıları dinlerken bende uyandırdığı hissi kelimelere dökmeme gerek var mı diye düşündüm. Zira kızlar korosunun sesleri hiç bilmediğim halde nedense meleklerin sesini andırıyor gibi hissediyorum. Yerden bir kaç santim havalanıyormuş gibi hissediyor insan :) Abartıyor gibi gelebilirim size ama kalabalık bir topluluğun seslerinin toplamı sihirli bir etki yaratıyor bence. Dinleyip, kararı siz verin.

Keyifli pazarlar,






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





2 Şubat 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 FİKRET KIZILOK




Fikret Kızılok
(10 Kasım 1946 - 22 Eylül 2001)

Münir Fikret Kızılok, İstanbul' da dünyaya gelmiş, Türk rock müziği sanatçısıdır. Hafif Türk müziği için rock tınıları ve deneysel çalışmalarıyla yakın dönemin en önemli sanatçılarından biridir. Öğrenim hayatına Galatasaray Lisesi'nin ilkokul kısmında başlayan Kızılok'un, müzikle de tanışması burada oldu. İlk enstrümanı, kendisine yaş gününde armağan edilen kırmızı bir akordeondu. Kızılok ve sınıf arkadaşlarının oluşturdukları Fikret Kızılok ve Orkestrası adlı küçük müzik grubu, çaldığı halk türküleri ile alkış alıyordu. Lise yıllarında akordeonu bırakan sanatçı, Elvis Presley'den etkilenerek eline gitarı aldı. Kızılok'un o dönemdeki en büyük destekçileri ise üst sınıflarda okuyan Barış Manço ile Timur Selçuk'tu. 1964'te arkadaşı olan Cahit Oben ile birlikte yeni bir atılım içine girdi, böylece "Cahit Oben 4" isimli grup doğdu. Kendilerini "Beatles tipi müzik yapan bir grup" olarak tanımlıyorlardı. Sanatçı çalışmalarını sürdürürken girdiği dişçilik yüksekokulundaki eğitimini sürdürerek bir süre sadece okuluyla ilgilendi. Müzikten kopamayacağını anladığında ilk solo plağını doldurdu, ancak ses getirmedi. Bu arada arkadaşlarının kurduğu Kaygısızlar'la birlikte çalıştı; Barış Manço'ya eşlik etti.  Ancak Barış Manço'nun ilk eşi Marie Claude ile aşk yaşamaya başladığı için ikilinin yolları ayrıldı. Diş Hekimliği son sınıfta okurken arkadaşı Arda Uskan ile çıktığı yolculukta Aşık Veysel ile tanıştı. Dönüşte gitarını eline alan Kızılok stüdyoya girdi ve 1969'da Aşık Veysel'in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünü yeni bir düzenlemeyle kayda aldı. Bunu bir 45'lik olarak yayınladı. İkinci solo 45'liği Fikret Kızılok'un hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu. Arka yüzünde sözlerini kendi yazdığı bir halk şarkısı, "Pınar Başından Bulanır" türküsünün bir bölümünü kullanan "Benim Aşkım Beni Geçti" yer aldı. O güne dek sürdürdüğü suskunluğu ve bunu bozmasının nedenini de plak kapağında şöyle açıkladı: "Piyasa, öylesine Türk benliğinden uzak melodilere kucak açmıştı ki, beni dinlemeyeceklerdi bile. Bugün ise durum büyük bir hızla değişiyor. Bu öz benliğimize dönüşte ben de üzerime düşen görevi yapmaya karar verdim..."

Kasım 1969'da yine Aşık Veysel'in yanına Sivrialan'a gitti. Kar yolları kapayınca üç ay ustasının yanında kaldı. Döndüğünde çalışmalar hazırdı ve "Yumma Gözün Kör Gibi / Yağmur Olsam", "Söyle Sazım", "Güzel Ne Güzel Olmuşsun", "Vurulmuşum" şarkılarına Karacaoğlan, Ahmed Arif' in şiirlerini de besteleyerek ekledi. Ödüller, altın plaklar ve liste başı olan eserleriyle gündeme oturan sanatçı Aşık Veysel' in ölümüyle müziğe küstü ve uzaklaştı. Sonrasında farklı çalışmalar denediyse de dönemin karışıklığı onun çalışmalarına da yansıyarak yasaklandı ve müziği bıraktığını açıkladı. O güne dek 13 altın plak ve çeşitli ödüller alan sanatçı, bundan sonra derin bir sessizliğe gömüldü. Buna gerekçe olarak da "hazırladığı yapıtların ticari olmadığı gerekçesiyle plak evleri tarafından geri çevrilmesini" gösterdi ve bir daha profesyonel olarak müzik hayatına dönmeyeceğini bildirdi. Ancak 
1983 te yine muhteşem şarkılarla dönüş gerçekleşti. "Zaman Zaman", "Sevda Çiçeği", "Bu Kalp Seni Unutur mu?", "Gecenin Üçünde" gibi hala dinlemeye doyamadığımız şarkılar ortaya çıktı. Siyasal taşlama tarzında bir bestesi de bulunan sanatçı, Uğur Mumcu' nun "Sesleniş" yazısını, senfonik şiir olarak besteleyip, "Vurulduk Ey Halkım" adıyla albüm haline getirdi. Mustafa Kemal Atatürk' ün hayatını anlatan, "Mustafa Kemal - Devrimcinin Güncesi" adında destansı, lirik bir müzik yaptı. 

Kızılok bir çok sanatçı ve gruba da güfte verdi ve bestelerinde yardımcı oldu. 1998 de geçirdiği kalp krizinden sonra 2001 de bir kez daha kriz geçirerek vefat etti. Ben bugün değerli bir siyaset adamı Bülent Ecevit' in yazdığı şiiri ve şiirin bestelenmiş halini yayına almak istedim. Hiç bir yerden güzel haber alamadığımız bir ortamda, sanata yaslanıp, ondan güç almayı hedefledim hepimiz için.

Biraz uzun bir yazı oldu farkındayım ama sanatçının her anı dopdolu ve üretken geçtiğinden yine de kısaltarak buraya naklettiğimi bilmenizi isterim. Yukardaki videoya tıklayıp, şuraya ekleyeceğim şiiri okumanızı öneririm. Sonrası, iyilik güzellik olsun!

İyi pazarlar,

* * * * * *

Sıla Hasreti

Sıla derdine düşünce anlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
bir Rum şarkısı duyunca gör
gurbet elde İstanbul çocuğunu

Türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
olmuşuz kanlı bıçaklı
yine de bir sevgidir içimizde
böyle barış günlerinde saklı

Bir soyun kanı olmasın varsın
damarlarımızda akan kan
içimizde şu deli rüzgâr
bir havadan

Bu yağmurla cömert
bu güneşle sıcak
gönlümüzden bahar dolusu kopan
iyilikler kucak kucak

Bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
bir iklimin meyvasından sızdırılmış
bir içkidir kötülüklerimiz

Aramızda bir mavi büyü
bir sıcak deniz
kıyılarında birbirinden güzel
iki milletiz

Bizimle dirilecek bir gün
Ege'nin altın çağı
yanıp yarının ateşinden
eskinin ocağı

Önce bir kahkaha çalınır kulağına
sonra Rum şiveli Türkçeler
o Boğaz'dan söz eder
sen rakıyı hatırlarsın
Yunanlıyla kardeş olduğunu
sıla derdine düşünce anlarsın

Londra, 1947
Bülent Ecevit





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





26 Ocak 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 MADREDEUS




Madredeus

 1985 yılında Lizbon'da kurulmuş bir Portekizli müzik topluluğudur. Müzikleri geleneksel Portekiz müziği, fado ve halk müziği üzerinedir. Grup, Teresa Salgueiro (vokal), Pedro Ayres Magalhães ve José Peixoto (klasik gitar), Fernando Júdice (akustik bas) ve Carlos Maria Trindade (synthesizer)'dan oluşmaktadır. İlk albüm, Lizbon'da manastırdan dönüştürülmüş olan prova alanlarında kaydedildi. Kayıt, prova alanının çok yakınından geçen tramvayın her 5 dakikada bir sağır edici sesi nedeniyle kesintiye uğruyordu. Tüm performanslarda bu kaçınılmaz varlığın onuruna, gruplarına çevredeki mahallenin adını verdiler, Madre de Deus (Tanrı'nın Annesi), bu kelime yerel dil kullanımıyla Madredeus olarak kısaltılıp, kullanıldı.

İkinci albüm Existir, 1990'da piyasaya sürüldü. 1992'de Lizbon'daki Coliseu dos Recreios'ta kaydedilen ilk canlı albümleri Lisboa'yı yayınladılar. Madredeus, Wim Wenders'in "Lisbon Story" filminin müziklerini yaptı. 1995 yılında piyasaya sürülen filmin müzikleri, gruba uluslararası ün kazandırdı ve Madredeus Avrupa, Güney Amerika, Afrika ve Asya'ya turne düzenledi. Sırasıyla "O Paraíso" (1997), "Movimento" (2001), "Um Amor Infinito" (2004), "Faluas do Tejo" (2005), "Essência" albümü 2012 yılında, ve son albüm "Capricho Sentimental" ise 2015 yılında piyasaya sürüldü. 

Çalışmalarını, “Portekiz kökenlerine bağlılığını koruyan müzikal fanteziler” olarak tanımlayan Madredeus, saudade şarkılarının yorumcusu olarak değerlendiriliyor. Saudade, Portekiz kültürüne özgü, uzaktaki bir yere, kişiye ya da geçmişte kalan anlara duyulan, “mutluluk verici özlem” şeklinde de açıklanabilecek, sıla hasreti, huzursuzluk ve arzuyla bezenmiş bir kavram olarak tanımlanıyor. Topluluğun performanslarında, sahnedeki kadın şarkıcı bir şeyin beklentisi içerisinde, huzursuz zihninde canlanan fantezilerden oluşan şarkılarını söylerken diğer müzisyenler sahnenin başka bir loş köşesinde enstrümanları veya sözleriyle ona eşlik ederler. Şarkılar ve müzikal temalar, şarkıcının kelimelerine ve esinlenebileceği her konuya göre değişiklik gösterir. Portekizce konuşma macerası olarak da tanımlanabilecek Madredeus, uluslararası sanat çevrelerinde evrensel bir kültür değeri olarak kabul edilmiş durumdadır. Grup kariyerinin başından itibaren canlı performanslarını, müzikal şiir resitali atmosferinde gerçekleştirmiştir. Mekân olarak tiyatro, park gibi sakin yerlerin seçildiği performanslarda, dinleyicilerin metropollerin karmaşasından uzakta tam bir sessizlik içinde gösteriyi izlemeleri amaçlanır.

Bugün de dünya çapında 3 milyondan fazla albüm satan Portekiz'in en başarılı müzik gruplarından biri olan Madredeus' u konuk ettik.

Keyifli pazarlar,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-








19 Ocak 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 ALBERTO IGLESIAS




Alberto Iglesias


Alberto Iglesias Fernández-Berridi, 1955 yılında San Sebastián kentinde doğmuş İspanyol bestecidir. Konservatuvarda armoni ve kontrpuan eğitimi alan Iglesias, eğitimine kompozisyon ve piyano eğitimi aldığı Paris'te ve elektronik müzik öğrendiği Barselona'daki Phonos stüdyolarında devam etti. Daha sonra, 1981'den 1986'ya kadar birlikte çalışan ve performans sergileyen Javier Navarrete ile bir elektronik müzik ikilisi yarattı. Bu arada 1980'lerde film müzikleri alanında çalışmaya başladı. 

Pedro Almodóvar'ın yönettiği "The Flower of My Secret" (1995), "Live Flesh" (1997), "All About My Mother" (1999), "Talk to Her" (2002), "Bad Education" (2004), "Volver" (2006), "Broken Embraces" gibi filmler için müzikler besteledi (2009) ve "The Skin I Live In" (2011). Fernando Meirelles'in "The Constant Gardener" (2005) film uyarlamasındaki müziğiyle ilk kez Oscar' a aday oldu. Ayrıca Khaled Hosseini'nin aynı adlı romanından uyarlanan "The Kite Runner" (2007) filminin müziklerini de besteleyerek ikinci kez Oscar adayları arasında yerini aldı. 2008'de Steven Soderbergh'in 2008 yapımı iki bölümlük biyografik filmi Che'nin (2008) müziklerini besteledi. 

Kariyeri zamanla daha uluslararası hale geldi ve sonunda Hollywood'da da çalışmaya başladı. "The Constant Gardener" (2005),  "Tinker Tailor Soldier Spy" (2011) ve "Parallel Mothers" (2021) filmlerindeki çalışmasıyla dört kez Akademi Ödülü'ne aday gösterildi. Hossein Amini'nin "The Two Faces of January" (2014) filmi de yine çalışmaları arasında. Sanatçı, ayrıca bale müziği için klasik müzik çalışmaları da yaptı.

Özellikle Pedro Almodóvar' ın çalışmalarına hayran olduğumdan, tüm filmlerini izlemiş ve birlikte çalıştığı müzisyenle enfes bir uyum içinde olduğunu gözlemlemiştim. Yakın zamanda vizyona giren "The Room Next Door" isimli, başrollerini Tilda Swinton, Julianne Moore, John Turturro' nun paylaştığı film de diğer izlediklerim gibi aynı lezzeti sundu ve Iglesias' ın başarısına bir kez daha şahit oldum. Filmi tavsiye ediyorum ama fırsat bulamayanlar için en azından müziğini yayına alıp, besteciyi tanıtmak istedim ancak ilk müzik oldukça kısa olduğundan, sanatçının "Hable Con Ella" filmi için bestelediği bir parçayı da sona ekliyorum orkestrasyon çeşitliliği hakkında fikir vermesi açısından.




Herkese müziğin iyileştirici gücü ile dopdolu, enfes bir pazar diliyorum,







{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





12 Ocak 2025 Pazar

PAZAR GÜNÜ MÜZİĞİ 🎵 NAT KING COLE




Nat King Cole
(17 Mart 1919 - 15 Şubat 1965)

Nathaniel Adams Coles, bilinen profesyonel adıyla Nat "King" Cole , popüler Amerikalı şarkıcı, şarkı sözü yazarı ve caz piyanistidir. Babası kilisede papazlığa yükselmiş ve annesi de kilise orgcusu olmuştur. Cole, org çalmayı bu sırada öğrenmeye başlayınca, 12 yaşına kadar annesi ona öğretmenlik yapar. Caz ve gospel dışında, Johann Sebastian Bach'tan Sergei Rachmaninoff'a birçok bestecinin şarkılarını öğrenerek klasik batı müziği bilgisini ilerletir. Daha sonra çeşitli caz kulüplerinde Louis Armstrong, Earl "Fatha" Hines ve Jimmie Noone gibi sanatçıları dinler. Öğrenimi sırasında müzik programlarına katılır. 1930'larda, daha çocukken müzisyenlik kariyerine başlar ve "Nat Cole" ismini benimser. Caz kulüplerinde orkestrası ile çalışan Cole, 1936 yılında kardeşiyle ilk müzik kaydını yapar. Üç müzisyenle beraber kurduğu "King Cole Swingers" orkestrası ile birlikte yerel barlarda çalışır. Nat King Cole Trio'yu kurduktan sonra sanatçı, bu üçlüde piyanist olarak görev alır, Oscar Moore grubun gitaristi, Wesley Prince ise basçısı olur. Grup 1930'ların sonlarına kadar radyo kayıtları da yapar.

Cole popülaritesini, ilk olarak "Sweet Lorraine" ile 1940 yılında yakalar. Piyanistliği dışında bazı şarkılara sesiyle de katılmasına rağmen bu konuda biraz utangaçtır ama diksiyonuyla gururlanmakla beraber, yine de iyi bir şarkıcı olduğunu düşünmez ve yumuşak okuyuşunun zamanının caz vokalistlerinin tarzlarıyla uyuşmadığına inanmaktadır. Nat'in albümleri hem müzikal anlamda hem de parasal anlamda başarılı olur. 1943 yılında kendisine ait bir şarkı olan "Straighten Up and Fly Right" ın kaydedilmesi ile göze çarpar. Bir pop ikonu olarak benimsenmesi The Christmas Song gibi bir hit şarkısı ile pekişir. Bu şarkıyı Cole tam dört kez farklı koşullarda kaydeder. Bunlar 1946, 1953, 1961 yıllarında kaydedilir. Son kayıt, The Nat King Cole Story albümünde yer alır ve stereo olarak kaydedilir. Hatta parçanın bu sürümü, günümüzde de sık sık çeşitli yerlerde çalmaktadır.

Cazdan popa doğru kayması, hayranlarının ve müzik eleştirmenlerinin konusu haline gelince Cole, tekrar özüne döndüğünü ve asla cazdan kopmadığını göstermek amacı ile 1956 yılının sonlarına doğru, After the Midnight adlı bir albüm kaydeder. 5 Kasım 1956 tarihinde kendi adını taşıyan The Nat King Cole Show!! adlı televizyon programı NBC adlı Amerikan televizyon kanalında yayınlanmaya başlar. Televizyon programı, sponsorların siyahi bir sanatçıyı desteklemek istememesi ve programa hiçbir kuruluşun sponsor olmaması nedeniyle iptal edilir. Tüm yaşamı boyunca ırkçılık yapılan Cole, çalışmalarına devam eder ve 1960'lı yıllarda birkaç tane sevilen parça besteler. Bunların arasında 1962 yılının Ağustos ayında yaptığı "Ramblin Rose", "Dear Lonely Hearts", "Those Lazy, Hazy, Crazy Days Of Summer" ve "That Sunday, That Summer" gibi şarkılar bulunur. Bu yıllarda, bazı kısa metrajlı filmlerde de rol alır. 15 Şubat 1965 tarihinde akciğer kanserinden, kariyerinin zirvesindeyken ölür. 
Cole, 1990 yılında Hayat Boyu Başarı dalında Grammy ödülüne layık görülür. Ayrıca, Alabama Music Hall of Fame ve Alabama Jazz Hall of Fame gibi kurumlarda da yer alır.

Çocukluğumdan itibaren, Sezen Cumhur Önal' ın meşhur tanımı, "kadife sesli çikolata renkli şarkıcı" olarak tanıdığım ve bayılarak dinlediğim sanatçının, bugün bile şarkıları etkisini zerre kaybetmeden dinleniyorsa, yapmak istediğini kesinlikle başarmış demektir bana göre.

Kaliteli müzik her daim hayatımızda olsun...

İyi pazarlar,






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-