28 Ekim 2025 Salı

BİR KELİME = VAKIF (1)





Vakıf : (Arapça vaḳf) 1. (isim) Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para.

2. (isim) Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer.
      
"Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir." - Necip Fazıl Kısakürek

3. (isim) Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş.


Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Vakıf kurmak : Belli bir hizmeti görmek için vakıf oluşturmak.


Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Vakfetmek : (Arapça vaḳf + Türkçe etmek) 1. (-e, -i) Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak. 

2. (-e, -i, mecaz) Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek.

"Ben bütün ömrümü yuvamıza vakfedeyim de sen burada beni yalnız bırakıp çekil, öyle mi?" - Abdülhak Şinasi Hisar

Vakıf arazisi : (isim) Bir vakfın mülkiyeti içinde olan arazi.

Vakıf malı : (isim) Vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal.

Vakıfname : (isim, eskimiş, Arapça vaḳf + Farsça nāme) Bir vakfın şartlarını bildiren belge; vakfiye.

Vakıf senedi : (isim) Bir vakfın oluşumunu belgeleyen senet.

Vakıf toprağı : (isim) Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wḳf kökünden gelen waḳf “1. durma, durdurma, 2. bir şeyi tanrıya veya hayır işine adama, böyle adanan şey” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waḳafa "1. durdu, 2. durdurdu, 3. bilgilendi, vukuf kazandı, 4. vakfetti” fiilinin faˁl vezninde masdarıdır.

Ek açıklama : Arapça sözcüğün ikinci anlamı İslam öncesi Güney Arabistan yazıtlarında da görülür. Biella 146.

Benzer sözcükler : vakfen, vakfet-, vakfiye
Etkileşim gösteren kelimeler : evkaf, mevkuf, tevakkuf, tevkif, vakıf², vukuf

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

Çağatayca: “durma” [Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya terc., 1310]
[Hz. Osman] Erūme kuyuğın satkun alıp müsülmānlarğa vaḳf ḳıldı. 
[E. kuyusunu satın alıp M.lara vakf etti.]

“... mülk bağlama” [anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
Ömer Bağdad'ı gazilere vaḳf eylemişdür





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.




26 Ekim 2025 Pazar

ÜSTÜNKÖRÜ - 5




Kadın salondan verandaya çıktı ve bahçeye doğru "Pippoooo" diye seslendi. Sarı kedisinin eve dönme zamanıydı, hava alacakaranlıktı. Bahçenin uzağında, duvar tepesinde bir karaltı hareket etti. Biraz sonra evin ışıklarının aydınlattığı verandaya sıçradı ve kadının bacaklarına sürtünerek, kendince "geldim işte" diyen sesler çıkardı.

İçeri girdiler ve tüm gün dışarda harcadığı enerjiyi, kabına konan taze mamalara iştahla gömülerek toplamaya başladı kedi Pippo. Kadın ise elinde bitki çayı oturduğu koltukta, sesini duyup koştura koştura gelen bir çocuğa sahip olmanın keyfini yaşıyordu onu izlerken.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, freepik.com' dan alıntıdır.





23 Ekim 2025 Perşembe

BİR KELİME = VELVELE





Velvele : (isim, Arapça) Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan.

"Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." - Memduh Şevket Esendal

* *

Birleşik Fiil veya kalıp Söz olarak kullanımı :

Velvele kopmak : Büyük gürültü çıkmak.

"Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." - Yahya Kemal Beyatlı

Velveleye vermek : Gereksiz telaşa ve heyecana düşürmek.

"Susun, ortalığı velveleye vermeyin! Ne bağrışıyorsunuz?" - Sait Faik Abasıyanık

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wl kökünden gelen walwala(t) ولولة “yaygara, kalabalık sesi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük yansıma (onomatope) walwala ولول “kalabalık sesi çıkardı” fiilinden türetilmiştir.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve örnekler :

[Danişmend-Name, 1360]
Gördiler kim ˁālem velvele-y-ile tolmış.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, giphy.com' dan alıntıdır.