"Garson, para kıymeti bilmediğim için bana karşı bir vasi tavrı takınıyor." - Reşat Nuri Güntekin
2. (isim) Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.
~ ~ ~ ~
Vâsi (2) : (Arapça) 1. (sıfat, eskimiş) ► Geniş.
2. (sıfat, eskimiş) ► Engin (*)
(*) Engin : (sıfat) Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş; vâsi.
* * * * *
Kelime Kökeni :
Vasi (1) : Arapça √wṣy kökünden gelen waṣiy وَصِيّ “görevlendirilmiş kimse, İslam hukukunda vasiyetle tayin edilen sorumlu” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça waṣā وَصا “öğütledi, ısmarladı” fiilinin sıfatıdır.
(Daha fazla bilgi için vasiyet kelimesini inceleyebilirsiniz.)
Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :
[anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., 1300]
vaṣī dikti aŋa malında
~ ~ ~ ~
Vasi (2) : Arapça √wsˁ kökünden gelen wāsiˁ واسع “geniş, bol” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça wasuˁa وسع “enli ve geniş idi, yayıldı, yer kapladı” fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatıdır.
(Daha fazla bilgi için vüsat kelimesini inceleyebilirsiniz.)
Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :
[Ahterî-i Kebir, 1545]
Şefellec (Ar.): burun delikleri büyük ve dudakları yumru ve galiz ve sarkık er ve ferci vasiˁ avrat
{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-
not: görsel, internetten alıntıdır.

