29 Ocak 2018 Pazartesi

#mim sinema ve ben






Sevgili Öneri Makinesi yeni bir mim hazırlamış (yazısına buradan ulaşabilirsiniz.) Eğlenceli buldum ve beni de mimlediğinden aşağıda sıraladım sinema dünyası ile ilgili görüşlerimi.

1) Sinemada izlediğin ilk film ?

Bu filmle, dinazorluk arasında bir bağ kurarsanız şaşırmayacağım. 😄 O zamanlar İstanbul-Aksaray' daki en meşhur ve büyük sinema olan Bulvar sinemasına götürmüştü annem, ilkokula yeni başlamıştım. Kırmızı kadife perdeyle kapalı sahneden gözümü alamıyordum. Sonra localar dikkatimi çekmişti ve koca salondaki eğim. "Neden böyle olduğunu" sorduğumda, koltukta oturan herkesin perdeyi rahatça görebilmesi için dediğini hatırlıyorum. Ah hele 10 dk ara verildiğinde alaska, frigo, kola diye bağırarak boynuna asılı tahtaya vura vura dolaşan satıcılar. Ah tabii filmden bahsedeyim frigoyu bırakıp 😉 Perdede çoğunlukla kocaman gözleri olan Türkan Şoray' ı ve bir de yangın sahnesini çok net hatırlıyorum. Biraz korkmuştum açıkçası ama elime bir frigo alınca unutuvermiştim herşeyi. Annem sinemaya gitmeyi severdi ve ondan aldığım güzel alışkanlıklardan bir tanesi diye düşünüyorum. O güzelim sinema ise şimdi kocaman bir alışveriş mağazası olmuş.


sonbahar rüzgarları film ile ilgili görsel sonucu
görsel buradan alıntıdır.



2) Film en güzel ............. de/da izlenir.

Açıkçası sinemaya gitmeyi seviyorum ancak şimdilerde bütün geniş sinemaları kırpıp kırpıp cebe dönüştürdüler. Birinde vurdulu kırdılı bir film oynarken, diğerinde romantik bir aşk filmine (ya da başka bir şey) adapte olmakta, önümdeki sağımdaki, solumdakinin konuşması, haşırtı huşurtusu çileden çıkardığından evde seyretmek en iyisi gibi geliyor. Laptop' u ara bağlantı ile koca ekran televizyona bağladım mı işte evde sinema. 👍


3) Film izlerken olmazsa olmazın var mı ? 

Sessizlik ve o sessizlikte yalnız olmak sanırım. 

a) Tek başına mı, kalabalık mı ?

Komedi filmine kalabalık gidebilirim, izleyebilirim ama psikolojik, tarihi ya da gerilim filminde yalnız olmayı isterim. (Gerilim filmini de kalabalığa alayım ben vazgeçtim 😁)

b) Mısır mı, cips mi ?

Hıımm, eğer sinemaya gitmişsem ve ille de bir şey yenecekse kesinlikle kovada patlamış mısır. Ancak evdeysem ayçekirdeği vazgeçilmezim.


c) İki boyutlu mu, 3 boyutlu mu ?

Başka bir seçenek söyleyeceğim, kesinlikle 4 boyutlu ! Orlando' da Universal Stüdyolarında izlediğim 4 boyutlu Shrek filmini asla unutamam. Sinema koltukları özel yapılmış, her tür hissi tattırdılar bize. Shrek ve eşeğin kaçtıkları at arabasının her sallantısını hissettik, fren yaptığında koltuklarımız öne doğru eğildi. Ormanda görünmeyen periler Shrek' e sağdan soldan fısıldadıklarında bizim de boynumuzun arkasından fısıltılar oldu ve tüm salon çığlık çığlığa bağırdık. Eşek hapşırdığında hapşırığından minik tükürükler yüzümüze geldi Ağaç dallarından örümcekler aşağı düşerken bacaklarımıza bir şey dokundu. 😃 Bu müthiş hissi herkesin yaşamasını çok isterim.

İsteyenler için aşağıya videoyu bırakıyorum.



d) Avm sineması mı, sokak sineması mı ?

İçiçe sıkıştırılmış salonlarda film izlemekten hoşlanmadığımdan ya sokak ya da ev sineması diyeceğim. 

e) Filmden önce filmin fragmanlarını izlemek mi, yorumlarını okumak mı ?

Açıkçası beni etkilemez yapılan yorumlar. Fragman da izleyebilirim. Sadece çok sürpriz sonlu bir film ise seyredeceğim, o zaman hakkında pek bir şey öğrenmek istemem.


Eğlenceliydi bu mimi cevaplamak, nerelere yolculuk yaptım.. Teşekkürler Öneri Makinesi.
İsteyenler için mim açıktır, yapmanızı isterim. 🌹




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-








27 Ocak 2018 Cumartesi

adres*










Adresim hep aynıydı. Uzun yıllar aynı evde, aynı adreste yaşadım. Oturduğum evin kira olduğunu unuturdum çoğu zaman, kira artış zamanları hariç.

Bitişik nizam apartmanların olduğu bir sokaktaydı evim. Hemen karşımda tedrisatı devam edip, her sabah çocuk sesleriyle dolan  görkemli binasıyla Rum ilkokulu vardı. Sobayla ısınan bu evde, ilk taşındığım zaman mutfağında havagazı kullanıyordum. Sanırım en son kullananlardan biriydim. Sonunda tedavülden kaldırdılar ve zorunlu olarak tüp kullanmaya başladım o zaman. İki odası, uzun bir salonu, banyo ve mutfağıyla kutu gibi bir evdi. Evin girişinde bütün kapıların açıldığı genişçe bir hol vardı.

Doğduğumdan beri Avrupa yakasında bulunmuştum. İlk defa  Anadolu yakasında oturacaktım. Evi görmeye gittiğimde bir akşam vaktiydi. Sahiplerinin döşediği haliyle gördüğümde hiç beğenmemiştim. Hatırlıyorum da, "Bu ev nasıl adam olur ki?" diye hayıflanarak çıkmıştım ilk etapta. Ama sonra evi boşalttıkları zaman gittiğimde, birden o evle aramda bir kıvılcımlanma hissettiğimi farkedip, sıkıca sarıldım herşeyin güzel olacağı inancına.

Boya - badanası, minik bir iki tadilatı bittikten sonra ev bana gülümsemeye başladı. Bir sanat galerisine çevirdiğim duvarlarında, eşyaların dizaynında, seçtiğim obje ve renklerde kendi dünyamı sergiliyordum ve ev bana gülümseyerek sıcacık bakıyordu. 

Kendime ait, küçücük bir dünyaydı burası. Tavanlarına  yıldızları sığdırdığım, kapıdan her adım atışımda çocukluk anılarımdaki gibi ev kokusunu içime çektiğim, gecenin sessizliğinde elimde kağıt-kalem duygularımı yazdığım, sabah güneşiyle şenlenen renk renk menekşelerimle benim sığınağımdı işte.




Evimin gelen gideni eksik olmazdı. Kapım daima gelecek bir misafire aralık, aç gelene hazırda yemek olmasa bile, sihirbaz misali bir şeyler hazırlardım. Mutfaktan, evin tüm odalarına yayılan kokulara kayıtsız kalamazdı en tok gelen bile. Kestane gecelerinin şiirli sohbetleri, gitar eşliğinde çalınan söylenen şarkılar şiirler, kalbi kırık dostların sığınışları, acıyı bal eyleyen sarılışlar, kah ağlayıp, kah gülüşler, dipsiz kuyu muhabbetleri, neler neler izledi evin her köşesi. Kelimelerini kullanmadan, uzattığı omzuyla, binlerce sözcüğe bedel dost bir evdi. 

Uzun süre görüşemediğim dostlar, günün birinde gelir kapımı çalarlardı. Temelinden toprağa bağlı binalar gibi, ben de o daireye çimentolanmıştım belki de kimbilir. Ama zamanda kaybolmuş birilerinin gelip de kapınızı çalması ve kapının açılması ne demektir, iki taraftan da bu duyguyu bilirim. İşte bu evin büyüsü burdaydı. 

O evden taşındıktan sonra, uzun süre hem adres, hem de telefon numarası aklımdan silinmedi. Bazı makamlara sözlü ve yazılı bilgi vermem gerektiğinde dilim; ilk anda o adresin kelimelerini çıkarırdı ağzımdan.

Şimdi uzaktayım. Dostlar azaldı, bahaneleri çoğaldı. Elektrik, su ve doğalgaz faturaları için gelen memurlar çalıyor kapıyı. Her seferinde heyecanlanıyorum. "Sürpriz yapan bir dost yüz var mıdır kapıda acaba?" diye. 

Ne garip adres değişti, yalnızlık çoğaldı.






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: kullanılan gif' ler google dan alıntıdır.
       (*) tekrar yayındır.


26 Ocak 2018 Cuma

kal*











Sabaha ermeye yakın
kuşların ötüşünü dinlerdik.
Geceyi bıçak gibi kesen
tren sesleri vardı bir de...
kalsan iyiydi ya..
"yine de sen bilirsin"
                     demiş şair...

Ömür isteklere yetmiyor,
biliyorsun...


M©MENT©S (S.Ö.)










{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: gif tumblr dan alıntıdır.
       (*) tekrar yayındır.​