Uçaktan indiğinde hiç bilmediği ve kimseyi tanımadığı bir şehirdeydi. Kendi ülkesinde kazanamadığı parayı, bir ihtimal geldiği bu ülkede kazanıp, ardında bıraktığı çocuklarına biraz olsun maddi destek gönderebileceğini düşünüyordu. Bu ülkenin dilini konuşuyor olmasına ve hastabakıcı bilgisine güveniyordu.
Şehre karanlık çökerken o bir otel yerine, hemen bir hastanenin aciline sığındı. Sanki bir yakını tedavideymiş gibi bavulunu bekleme salonunun sandalyelerine koyup, üstüne uzandı ve gözlerini ertesi sabah, kalkıp iş aramak ve hayatına yön vermek üzere güvenle kapattı.
{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-
not: görsel, dreamstime.com' dan alıntıdır.
Spama düşen yorumlar denetimden geçerek yayınlanacaktır.















Merhabalar.
YanıtlaSilBu hikaye beni çok üzdü. Gerçekten üzülecek bir hikaye. Sağ iken yatalak olan eşimin annesine, sürekli yanında kalacak bir hasta bakıcı ayarlanmıştı. Bir ziyaret esnasında hasta bakıcı ile konuşmuştum. Gürcistan'dan gelen bu hasta bakıcı kadın da aynı şekilde evinde kalanlarına destek olmak amacıyla Türkiye'ye gelmiş. O zaman o Gürcü kadına da çok üzülmüştüm.
Selam ve saygılarımla.
Recep Bey hoş geldiniz,
SilBu hikâye yaşanmış bir olay. Hikâyedeki kişi Özbekistan' dan gelmiş biri ve ilk günlerinde hastanelerin acilini kendine ev edinmiş. Şu anda işinde oldukça kalifiye biri olduğundan hem rağbet görüyor, hem de iyi kazanıyor. Türkiye' deki hayatının ilk günlerini dinlediğimde çok etkilenmiştim. "Üstünkörü" hikâyelerde yerini aldı böylece.
İlginize, yorumunuza çok teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Gerçek olaymış demek. Bunun filmini de yaparlar Momentos.
YanıtlaSilYaşamdan Yazılar,
SilMümkündür, senaristler çevrelerindeki her olayı not alıyorlardır. :T
Çok kişi kendini bulur bu hikayede bence. Hastabakıcı olmasa da çalışmak için göçmüş insan çok. Geride ailesini bırakmış. Ama Yaşamdan Yazılar'ın dediği gibi anlatımında sinematografik bir şeyler var bence de. Sanki o acilin soğuk ışığı vuruyor bavula ve o kişiye. Söylemesen de hayal ediyoruz. Şimdi işinin iyi olmasına sevindim.
YanıtlaSilSevgili Arpi,
SilHaklısın, hayatın her yerinde iş için göçmüş insanlar var. Yeni, yabancı bir yer, içten içe yaşanan korkular. Kendini güvende hissedebileceği her yer o anda insana cennet gibi gelir, nitekim burada da öyle bir durum söz konusu. Yaşadığımız bir gün içerisinde bile film karelerinin olduğunu düşünmüşümdür hep çocukluğumdan beri.
Teşekkürler ziyaretine :F
Tek başına çabalamak zor olmalı, hele de başka ülkede. Sen de gayet etkileyici bir dille yazmışsın. Emeğine sağlık Sezercim. :)
YanıtlaSilSevgili Duygucum,
SilYabancı iklimde hep bir tedirginlik olur, ilk zorluklar atlatılınca sonrasında masal gibi anlatabilir bile insan yaşadıklarını. :T
Teşekkür ederim. :F
Üstünkörü yazılarını bir seri sanıp sonraya saklamıştım. Bugün fark ettim ki, bağımsız yazılarmış. Bir öykü, kurmaca gibi birbirini takip etmemesine şaşırdım. Geriye dönüp okuyorum o nedenle. Göç hikayesi nereden nereye olursa olsun, yaşamın tam içinden akar.
YanıtlaSilEvren merhaba,
SilKısacık hatta küçürek öyküleri okuyunca, bunu blogda bir seri gibi yazmamı öneren dostlar sayesinde, ben de dayanamayıp giriştim. Yıl bitince sonlandırsam mı diye düşünmekteyim, bakalım. Nasip :)