M etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
M etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2026 Cuma

BİR KELİME = MAMALİGA




Mamaliga : (isim, Rumca) Kaynayan suya mısır unu eklenip kıvam alıncaya kadar pişirildikten sonra üzerine kızdırılmış yağ, baharat vb. ilave edilen bir yemek.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Rusça mamalíga мамалы́га “mısır irmiğinden yapılan bir yemek” sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük Bulgarca aynı anlama gelen mamaliga мамалига sözcüğü ile eş kökenlidir. Bulgarca sözcük Romence aynı anlama gelen mămăligă sözcüğü ile eş kökenlidir.

Ek açıklama : Nihai kökeni belirsizdir. Yunanca μαμαλίγκα (aynı anlamda) bir Balkan dilinden alıntıdır. Lehçe mamałyga Rusçadan alıntıdır.

Türkiye’de Halk Ağızlarından Derleme Sözlüğü’nde kaydedilen Türkiye Türkçesi mememelik “Kaynar suda pişirilen mısır ununa, yağ, pekmez koyarak yapılan bir çeşit tatlı.” ve malak/malak aşı “Buğday ya da mısır ununu kaynar suya dökerek yapılan ve pekmezle yenilen bir çeşit yiyecek, kaçamak.” ile ilişkisi değerlendirilebilir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
mamaliga (ممالیغه) is. Mısır buğdayı unu pastası, polinta.

[Cumhuriyet - gazete, 1932]
mamaligayı getirmesi için Pandele uşağını çağırdı.

[Türkiye'de Halk Ağızlarından Derleme Sözlüğü, 1960 yılından önce]
momaliga: Mısır unundan yağ, peynir ve pekmezle yapılan bir çeşit yiyecek. (Şumnu, Bulgaristan)




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.



7 Ağustos 2026 Cuma

BİR KELİME = MİLİS




Milis : (Fransızca) 1. (isim) Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan silahlı halk gücü.

2. (isim) Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü.

"Şehirde fenalık olmasın diye yerli İslamlardan milis teşkil ediyorlar." - Ömer Seyfettin

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca milice “yedek veya düzensiz askerî birlik” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince militia “sivil halktan toplama asker” sözcüğünden evrilmiştir. Latince sözcük Latince mīles, milit- “asker” sözcüğünün nötr çoğuludur.

Bu kelimeyle ilintili olanlar : militan, militer (paramiliter)

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Ali Seydi, Lisan-ı Osmanide Müstamel Lugat-i Ecnebiye, 1911]
milis: Millî, gönüllü asker.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.




18 Mayıs 2026 Pazartesi

BİR KELİME = MENDİREK




Mendirek : (isim, denizcilik, Rumca) Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.

"Eğer bir an önce bu işin önüne geçilmezse mendirek bu seneki lodoslarda bir kat daha göçecek." - Nâzım Hikmet

* * * * *

Kelime Kökeni :

Orta Yunanca mandrákion μανδράκι “'ağılcık', liman ağzına inşa edilen koruma suru” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük, Eski Yunanca mándra μάνδρα “ağıl, etrafı çevrili alan” sözcüğünden +aki(on) ekiyle türetilmiştir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
Bu diyârda [Mora Y.ad.] ... karavulhâne gibi binâ olunan kullelere kastel, liman ağızlannda ve liman ortalarında binâ olunan kullelere mendirek derler.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: görsel, internetten alıntıdır.


6 Mart 2026 Cuma

BİR KELİME = MÜTEŞEBBİS




Müteşebbis : (isim, Arapça)(*) Girişimci.

"Bu hıyanetin müşterek müteşebbislerine karşı, alınması lazım gelen vaziyet sarihtir." - Atatürk

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça şbs̠ kökünden gelen mutaşabbis̠ متشبّث “yapışan, sarmaşan (özellikle örümcek için kullanılır)” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça şabas̠a شبث “yapıştı, (tırnaklarıyla) tutundu” fiilinin mutafaˁˁil vezninde V. etken fiil sıfatıdır.

Ek açıklama : Fransızca imprésario "tiyatro veya gösteri organizatörü" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük, İtalyanca impresario "her çeşit girişimci, müteşebbis" sözcüğünden alıntıdır.  


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Meninski, Thesaurus, 1680]
müteşebbis: Muhkem yapışüp ilticā idici [sıkı sıkıya yapışıp elden bırakmayan]

Yeni Osmanlıca: “girişken, girişimci” [Tasvir-i Efkâr - gazete, 1864]
hayırhahlık ve vatanperverlik asarından olan şu madde-i nafıanın müteşebbisi olan zevat ez can ü dil tebrik olunur

[Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
müteşebbis: Yapışıcı sarmaşık.



(*) Girişimci : Üretim için bir işe girişen, kalkışan, ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse.



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




2 Mart 2026 Pazartesi

BİR KELİME = MANİPÜLASYON




Manipülasyon : (Fransızca) 1. (isim)(*) Yönlendirme.

2. (isim) Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme.

3. (isim, ekonomi) Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca manipuler “elle düzenlemek, el aleti kullanmak” fiilinden alıntıdır. Bu fiil Latince manipulus “ele sığan şey” sözcüğünden türetilmiştir. Latince sözcük Latince manus “el” ve Latince plēre “doldurmak” fiillerinin bileşiğidir.

Benzer sözcükler ; maniple, manipülasyon, manipülatif, manipülatör


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
manipülasyon: El ile bazı işler görme. Tütün yapraklarını el ile ayırma. (...) 
manipülatör: [telgraf aleti]

manipülatör “maniple kullanan” [Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Kulağımı göğsüne koyunca telgraf ‘manipülatörü’ gibi onun yüreği bana her şeyi tıkır tıkır söyler.




(*) Yönlendirme : İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.



Kelime, blogger Dada tarafından önerilmiştir. Yayına katkılarından dolayı teşekkürlerimle,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, fixthephoto.com' dan alınmıştır.




20 Şubat 2026 Cuma

BİR KELİME = MÜSVEDDE







Müsvedde : (Arapça) 1. (isim) ► Karalama.(*)

"Sende başka âşıkane müsvedde varsa bana ver." - Hüseyin Rahmi Gürpınar

2. (isim, mecaz) Bir şeyin kötü benzeri.

"Anne değil ki anne müsveddesi."

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Müsvedde defteri : (isim) ► Karalama defteri.

İnsan müsveddesi : (sıfat, mecaz) Bir insanda bulunması gerekli niteliklerden yoksun olan (kimse).

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça swd kökünden gelen musawwada(t) مُسَوَّدة “karalama, taslak” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça sawwada “karaladı” fiilinin mufaˁˁala(t) vezninde II. edilgen fiil sıfatıdır. Arapça fiil Arapça aswad أسود “kara” sözcüğünün II.d.r.

Benzer sözcükler : insan müsveddesi, müsvedde kağıdı

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
museuedé [müsevede]: boza & originale di una scriptura [yazı taslağı]

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
nāmeleri müsevvede idüp bu efendimiz Defterdārzādeye verüp tashīh iderek



(*) (Karalama : El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı ya da üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı; müsvedde.)


{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: Görsel, internetten alıntıdır.​




9 Ocak 2026 Cuma

BİR KELİME = MAVRA




Mavra : 1. (isim, ağızlardan) ► Gevezelik.

"İkinci ordu, üçüncü kolordu malullerinden başçavuş eskisi Topal Ağa derhâl mavrayı kes." - Orhan Kemal

2. (isim, ağızlardan) ► Palavra.

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Mavra atmak (veya sıkmak) : 1. Gevezelik etmek.

2. Palavra atmak.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Yunanca mávros μαύρος “kara, koyu renk, esmer” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca amaurós αμαυρός “karanlık” sözcüğünden evrilmiştir.

Ek açıklama : Güncel argo anlamı muhtemelen “birinin esmerliğiyle alay ederek eğlenmek” eyleminden türemiştir. İngilizce moor “kara derili, Arap” Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır.

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

[A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
mavro: Rumcadan, zenci.

“(argo)” [Mehmet Arslan (der.), Argo Kitabı, 1933]
mavra: eğlence, gevezelik




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, dreamstime.com' dan alıntıdır.




19 Aralık 2025 Cuma

BİR KELİME = MÜSAADE





Müsaade : (Arapça) 1. (isim) ► İzin.

"Ayrıca Saray Kütüphanesi'ne dilediğim kadar girip çıkma müsaadesi bahşettiler." - Ahmet Kabaklı

2. (isim) Elverişli olma, elverişlilik.

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Müsaade almak : İzin almak.

"Kızların gitmek üzere Ayşe’den müsaade almaları onu birdenbire rahatlattı." - Hüseyin Nihal Atsız

Müsaade etmek (veya buyurmak) : 1. İzin vermek.
"Hiçbir şey söylemesine müsaade etmedim, gayet haşin, çok sert davrandım." - Etem İzzet Benice

2. Geçiş için yol vermek, yol açmak.

3. Elverişli, uygun olmak.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça sˁd kökünden gelen musāˁada(t) مساعدة “yardımlaşma; yardım, yarlık, el verme, kolay kılma” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça saˁada سَعَدَ “yaver gitti, yardım gördü” fiilinin mufāˁala(t) vezninde III. masdarıdır.

Ek açıklama : ″İzin” anlamı Türkçede 19. yy′a doğru ağır basmıştır.
Bu maddeyle ilintisi olan kelimeler ; müsait

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

“yardım etme, el verme” [Seydi Ali Reis, Miratü'l-Memalik, 1557]
Bahr-i muḥīte [okyanusa] çıkılup ve bir miḳdār rūzgār müsāˁade gösterüp

“izin” [Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876]
müsāˁade: Bırakma, men etmeme, ruhsat ve mülayemet.





(Blog bir süre yorumlara kapalıdır.)


{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, internetten alıntıdır.




16 Aralık 2025 Salı

BİR KELİME = MOTAMOT





Motamot : (Fransızca) 1. (sıfat) ► Kelimesi kelimesine.

2. (zarf) Hiç değiştirmeden.

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Motamot çeviri : (isim) Aslına bağlı kalınarak yapılan çeviri.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Fransızca mot à mot “kelimesi kelimesine” deyiminden alıntıdır. Bu deyim Fransızca mot “kelime” sözcüğünden türetilmiştir. Fransızca sözcük Latince muttum “ağızdan çıkan ses, lakırdı” sözcüğünden evrilmiştir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler:

[Hüseyin Rahmi Gürpınar, Cehennemlik, 1919]
Ben ‘motamo’ bir ‘tradüksiyon’ yaptım. Moller her ne ki dediyse ondan bir nokta dışarı çıkmadım.

[Cumhuriyet - gazete, 1930]
İkinci Kur'an motamot Türkçe'ye tercümelidir




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-






not: görsel, vecteezy.com' dan alıntıdır.





4 Kasım 2025 Salı

BİR KELİME = MİHNET




Mihnet : (isim, Arapça) ► Sıkıntı.

"Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden" - Cahit Sıtkı Tarancı


Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Mihnet çekmek : Sıkıntılı bir duruma katlanmak, sıkıntı çekmek.

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça mḥn kökünden gelen miḥna(t)  “zorluk, zahmet, sınav” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça maḥana “sınadı, imtihan etti” fiilinin fiˁla(t) vezninde ism-i merresidir. 
(NOT: Arapça fiil Aramice-Süryanice ve İbranice maḥneh מַחְנֶה “İsrailoğullarının çölde kırk yıl çektiği çile” sözcüğü ile eş kökenlidir.)
İmtihan kelimesi de aynı kökten gelmektedir.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Kutadgu Bilig, 1069]
balā miḥnat emgek [bela, zahmet, zorluk]

[Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
ikilik miḥnet-dürür bellü bilüŋ




Kelime,  blogger Arzu Sarıyer tarafından önerilmiştir. Yayına katkılarından dolayı teşekkürler.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.





7 Ekim 2025 Salı

BİR KELİME = MÜTEVELLİT





Mütevellit : (Arapça) 
1. (sıfat, eskimiş) Doğmuş, dünyaya gelmiş.

2. (sıfat, eskimiş, mecaz) Meydana gelmiş, ileri gelmiş.

      "Gönlüm arzu ile korkudan, muhabbet ile nefretten mütevellit duygularla mütehassis olduğu hâlde gidiyordum." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wld kökünden gelen mutawallid “tevellüt eden, doğan, doğmuş” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça walada  “doğurdu” fiilinin mutafaˁˁil vezninde V. etken fiil sıfatıdır.


 Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

Kıpçakça: [İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
biz özge mütevellidler içinde rāstı ölmek turup öltürmüşler

[Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
miˁdede ve bağırsakda yel mütevellid olduğunun ilācı







Bu kelime Blogger Buster tarafından önerilmiştir. Yayına katkısından dolayı teşekkür ederim.



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, animalia-life.club' dan alıntıdır.



24 Eylül 2025 Çarşamba

BİR KELİME = MUNTAZAM




Muntazam : (Arapça) 1. (sıfat) ► Düzgün.

2. (sıfat) ► Düzenli.

3. (zarf) Düzenli olarak, düzgün biçimde.

      "Hiçbir tiyatro bu kadar muntazam ve güzel hazırlanamazdı." - Ahmet Hamdi Tanpınar

4. (zarf) Düzenli aralıklarla, sürekli olarak.

      "Bizi beslemek için muntazam yumurtlarlar." - Halide Edip Adıvar

* * * * *

Birleşik Kelimeler :

Gayrimuntazam : (sıfat, eskimiş, Arapça) ► Düzensiz.

      "Gayrimuntazam geçen günleri hiç de evliliğe müsait olmamıştı." - Osman Aysu


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça nẓm kökünden gelen muntaẓım  “intizamlı, dizili” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça naẓama “dizdi” fiilinin muftaˁil vezninde VIII. etken fiil sıfatıdır.

Arapçada ve klasik Osmanlıcada kullanılan biçim muntazım'dır. 1890 basımı Redhouse sözlüğü muntazam yazımını vulg. ibaresiyle verir. Benzer sözcük, muntazaman.


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Yazıcızade Ali, Tarih-i Âl-i Selçuk, 1423]
Rūm milkinüŋ silki Selçuk sulṭānlardan ġayri birle muntaẓam olmaz.

[Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
Muntazım: Binası lazım olduğundan ism-i mef'ûl suretinde zâ-i meftûhe ile galattır [muntazım yerine muntazam yazılması yanlıştır].





Bu kelime, Sevgili KuyruksuzKedi tarafından önerilmiştir. Yayına katkılarından dolayı teşekkür ederim.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: gif, giphy.com' dan alıntıdır.




15 Eylül 2025 Pazartesi

BİR KELİME = MÜTEMADİYEN




Mütemadiyen : (Arapça) 1. (zarf) ► Aralıksız.

"Sabahın pembe, beyaz tülleri sıyrıldıkça mütemadiyen berraklaşan fezada çıt yok." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

2. (zarf) ► Sürekli.


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça mdy kökünden gelen mutamādī “temadi eden, süregiden, devamlı” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça madan “son, uzam, limit” sözcüğünün mutafāˁil vezninde VI. etken fiil sıfatıdır. (Benzer sözcük mütemadiyen)

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Meninski, Thesaurus, 1680]
esnāfi fesādātü şenāˁatleri mütemādī olup 
[fesat ve kötülüklerinin çeşitleri devam edip]






Bu kelime blogger Buster tarafından önerilmiştir. Kendisine katkısından dolayı teşekkür ederim.




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, giphy.com 'dan alıntıdır.





5 Eylül 2025 Cuma

BİR KELİME = MALAYANİ




Malayani : (sıfat, eskimiş, Arapça) Boş ve yararsız, saçma.

      "Malayani sözler."

"Malayani işlerle tıka basa dolu bir dünyada hüzün hastalık değil bir mükafattır.


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça mā lā yaˁnī  "anlamı olmayan" deyiminden alıntıdır. Deyim, Arapça mā "ne" ve Arapça lā  "değil" ve Arapça yaˁnī  "anlamı var, ... demektir" sözcüklerinin bileşiğidir.


Tarihte tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Sinan Paşa, Tazarru'nâme, 1482]
kulak virdüŋ, mālā-yaˁnīden sakla



"Bu kelime, Sevgili Bilge Yazar tarafından önerilmiştir. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ederim."



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, stock.adobe.com dan alıntıdır.





1 Eylül 2025 Pazartesi

BİR KELİME = MÂLİHÜLYÂ




Mâlihülyâ : (Arapça) 
1. (isim, eskimiş, ruh bilimi) ► Kara sevda.

2. (isim, eskimiş) ► Kuruntu.

      "Bu motiflerle ileride hazırlayacağı operanın hülyalarını, daha doğrusu malihülyalarını kurarak dalga geçiyordu." - Osman Cemal Kaygılı

Kendim için mâlihulyâ yapacak değilim tabiî. (Reşat N. Güntekin) 

Gördük ki Venizelos’tan sonra mâlihulyâdan kurtulamadılar. (Yahyâ Kemal)


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça māliχūliyā "1. tıpta melankoli, kara sevda, 2. karanlık düşünce, endişe" fiilinden alıntıdır. Arapça fiil, Eski Yunanca aynı anlama gelen "melanχolía" melankoli sözcüğünden alıntıdır. 

Tarihte tespit edilen en eski Türkçe kaynak :

[Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
ola ki anuŋ buharı dimağa çıka vesvas ve māliχulyā ve istiskā getüre




"Bu kelime, Sevgili KuyruksuzKedi tarafından önerilmiştir. Yayına verdiği katkıdan dolayı teşekkürler."




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, pinterest' ten alıntıdır.




8 Ağustos 2025 Cuma

BİR KELİME = MÜSTEFİT





Müstefit : (sıfat, eskimiş, Arapça) Yararlanan.

* * * * *

Birleşik fiil olarak kullanımı :

Müstefit etmek : Yararlandırmak.
      "İlminden, irfanından büyük küçük herkesi müstefit ederdi." - Ömer Seyfettin


Müstefit olmak : Yararlanmak.





Kelime, Sevgili Kumçocuk' tan esinlenerek yayına alınmıştır. Teşekkürlerimle,




{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





14 Nisan 2025 Pazartesi

BİR KELİME = MÜTEDEYYİN




Mütedeyyin : (sıfat, eskimiş, din bilimi, Arapça) ► Dindar.

"Nitelikli dolandırıcılık, kalpazanlık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kaçakçılık gibi suçlardan fezlekesi bulunan mütedeyyin milletvekilleri var." - Yılmaz Özdil

👇

Dindar : (sıfat, din bilimi, Arapça dīn + Farsça -dār) Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı, dinin emirlerini yerine getiren (kimse); mütedeyyin.

      "Dualarında hep hayırlı, dindar evlat isterdi." - Ömer Seyfettin

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça dyn1 kökünden gelen mutadayyin, "dindar" sözcüğünden alıntıdır. Sözcük, Arapça tadayyun  "bir dine mensup olma" sözcüğünün tefe'ul vezni (V) failidir.





Kelime, Değerli Blogger Recep Altun tarafından önerilmiştir. Katkıları için teşekkürler.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, learnreligions.com dan alıntıdır.




12 Mart 2025 Çarşamba

BİR KELİME = MATAH



Matah : (isim, alay yollu, Arapça) İnsan, mal, eşya vb. için küçümseme yollu bir söz.

"Kadının çantası da matah bir şey değil zaten." - Çetin Altan


* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça matāˁ متاع  "ticari eşya" sözcüğünden alıntıdır. 

(Nişanyan sözlükte ek olarak şu açıklama mevcuttur : Meta sözcüğünün, kısmen anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır.)





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: görsel, finwise.edu.vn den alıntıdır.





26 Şubat 2025 Çarşamba

BİR KELİME = MATİZ






(Bugün, söylenişi aynı ama iki farklı anlamı olan bir kelime yayında. Aşağıda ayrı ayrı anlam, kullanış ve birleşik fiil açıklamaları mevcut.)


Matiz : (isim, denizcilik, Rumca) İki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.


Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Matiz etmek : İki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine eklemek.

      "Şafak sökerken şatı ta uzaklarda gördük. Ona gittik, denizciler kopan halatı matiz ettiler. Şatı bağladık." - Halikarnas Balıkçısı


* * * * *


Matiz : (Rumca) 1. (sıfat, argo) Çok sarhoş.

2. (sıfat, argo, tiyatro) Orta oyununda ve Karagöz'de sarhoş rolü.



Birleşik Fiil olarak kullanımı :

Matiz olmak : (argo) Sarhoşluktan sızacak duruma gelmek.

      "Bak şu moruğa matiz oluyor gene." - Orhan Kemal


* * * * *

Kelime Kökeni :

Yeni Yunanca máthisos μάθυσος  "sarhoş" sözcüğünden alıntıdır. Kelime, Eski Yunanca aynı anlama gelen methystēs μεθυστης  sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca methý μεθύ  "mayalanmış içki, şarap" sözcüğünden türetilmiştir. Yunanca sözcük, Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *medhu- "mayalanmış içki" biçiminden evrilmiştir.




 



{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.



15 Ocak 2025 Çarşamba

BİR KELİME = MALÛMATFURUŞ




Malûmatfuruş : (sıfat, eskimiş, Arapça) Bilgiçlik taslayan.

"Malûmatfuruş yani kimsenin işine yaramayan bilgileri toplayıp ukalalık yapan kimse diye işi sulandırmak istedim." - Ahmet Ümit


Malûmatfuruşluk : (isim) Malûmatfuruş olma durumu.



* * * * *


Kelime Kökeni :

Malûmat : Arapça sözcük, ad halinde bilgi anlamında kullanılır.

Furūş : Farsça "satan" sözcüğünden alıntıdır. Sözcük Farsça furūχtan, furūş  "satmak" fiilinden türetilmiştir.





{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-





not: gif, tenor.com dan alıntıdır.